3 Kasım 2010 Çarşamba
Küstüm sana dünya
Yine annemlerdeyiz. Ben yine hastayım. 3 ayda 3.tekrar. İçime öfkeli bir köpek yerleşmiş gibi. Bir haftadır ben nefes aldıkça o hırlıyor, öfkesi geçmiyor. Doktor ilaçları değiştiriyor dozajlarını arttırıyor köpek hırlamaktan vazgeçmiyor.
Hasta olunca karamsar oluyorum. Tüm kötü düşünceler akbabalar gibi üşüşüyor beynime. İçten içe biriktirdiğim farketmediğim tüm kırgınlıklarım kendime bile söylemediğim kızgınlıklarım su yüzüne çıkıyor. Biliyorum ki iyi olduğumda düşündüklerimden utanacağım haksızlık etmişim diyeceğim ama şu an ki ruh halim Küçük Emrah'tan hallice.
Kötü gün dostu olduğumu düşünürüm. Bir dostum var artık öyle düşünmüyor ya neyse.Ben yine de iyi bir kötü gün dostu olduğumu düşünürüm. Kötü günümde değilim çok şükür. Ama insan bekliyor. Aranılmayı ilgi görmeyi hayatının kolaylaştırılmasını. Şu ana kadar her işini kendi başına yardım almaksızın halletsen de annelik öyle bir şey değil. Yardıma desteğe ihtiyacın var. Saçını bile tarayamadığın, bırak saçı tuvalete bile gidemediğin an oluyor. O zamanlarda kendini yalnız hissetmek kadar boktan bir şey yok.
Kendimi yalnız hisettiğim bir dönem kaldı ardımda. Aramayan sormayan arkadaşlar, arayıp sormalarını sadece bir vazifeyi ifa etme bilinciyle yapan arkadaşlar, yardım istemeyeceğimi bildikleri halde yardım gerekirse ara gelirim diyen arkadaşlar...Gelmeyenler aramayanlar hepsi uçuştu kafamda.
Hepsini çoktan affettim pek tabii. Hepsine haklı mazeretler buldum sonra pay ettim. Temize çıktılar. Ama kalbimdeki kırıkların izi kaldı.
Mesela en çok anneme kızdım. En çok o yanımdaydı oysa. Doğum yaptıktan sonra bir gece bile bana gelip kalmayışına kızdım. İlk hafta bir kaç gün gelip artık sen gelirsin demesine kızdım. El kadar çocukla her gün anneme geliş gidişlerime kızdım. Geldiğimde prensesler gibi bakılmama rağmen neden bir gece bile annem benimle kalmadı diye kızdım.
Kayınvalideme kızdım. Ben hastaneden çıktıktan sonra ertesi gün ben artık gideyim deyişine sonraki gelişlerinde de gelir gelmez gidiş hesapları yapışına. Her gün arayıp ilettiği iyi dileklerinin temennilerinin pratikte bir işime yaramayışına kızdım.
Bana destek olmak için birkaç gün yanımda kalan ama bana destek olmak için bir türlü organize olamayan görümceme kızdım.
Kardeşime kızdım. Beni biraz olsun anlamak yerine beni onu ihmal etmekle suçladığı için. Gün aşırı ne zaman işe döneceksin diye sorduğu için.
İşverenime kızdım. Yerime birini yetiştirme fırsatı vermeyip daha ben taburcu olmadan başlayan, bugüne kadar bir gün bile sektirmeyen işle ilgili telefon görüşmelerine sebep olduğu için.
Müdürüme kızdım her konuşmamızda iznimin ne zaman biteceğini bildiği halde ne zaman dönüyorsun diye sorduğu için.
Arkadaşlarıma kızdım. Gelipte bir kaç saat sohbetleriyle içimi aydınlatmadıkları, hadi gel bir dışarı çıkalım deyip bana vakit ayırmayışlarına kızdım.
Listenin sonuna sakladım yazmaya kıyamadım. Ama Kuzu ya da kızdım. Ona en çok ihtiyacım olduğu dönemde yarı zamanlı işinden ayrılıp tam zamanlı bir işe geçerek beni yalnız bıraktığı için.
Bu dönem bana insanların hoyratlıklarını zamansızlıklarını yeniden hatırlattı.
Dedim ya herkese haklı mazeretler buldum gerekçeler sıraladım hiç kimseye küsmedim.
Şarkıyı da kendime hediye ettim.
Fotoğraf kucağımda beni izleyen Sıdıka. Kızlar burnumda tütüyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
heidim,
YanıtlaSilsen kızdıkça ben de kızdım burada. çok üzüldüm hem de... iyileşsen artık keşke. alsam otlarımı, mahir için seçtiğim kitaplarımı gelsem yamacına, kırsak iki lafın belini...
hu huu
YanıtlaSilnasıl oldun?
Meloşum,
YanıtlaSilSüper olur valla atla gel bekliyoruz Mahir'le...
Dün doktor kontrolüm vardı. Doktor iyi buldu ama ilaçlara devam ilaçlar bitince yine gel dedi. Takip edeceğiz tekrarlama riski var diyor. Malum birde kedi mevzu var. Onlar evdeyken risk daha fazla onlarsız da olmuyor. Nasıl olacak bilmiyorum.
YanıtlaSil