Eylül geldi hoşgeldi. Sonbaharı seviyorum sakinliğini, dinginliğini, getirdiklerini…
Sıdıka ya hala ev arıyoruz.
Mahir sağlık sorunları nedeniyle sünnet oldu.
Yıllar önce birlikte Hindistan’a gitme hayalleri kurduğum arkadaşım Hindistan’a gitti geldi. Henüz görüşemedik. Merakla beklemedeyim. Bize fotoğraf gösterisi yapacak bir akşam. Birde bana böyle pozitif enerjiler saçan taşlarla dolu bir kolye almış.
Bayram, ilk gün aile ve akraba ziyaretlerinden sonra bizim için bir kaçış oldu. İstanbul, Bursa, Kastamonu, Safranbolu derken 1.500km yol yaptık. Mahir müthiş keyifliydi 4 gün boyunca sürekli toprakla temas halindeydi.
At binebilmek için bir yer ararken Anne Cafe nin bloğu sayesinde güzel bir yer keşfettik. Anne Cafe yi son bir yıldır okuyorum. Hele ki Mahir in doğumundan sonraki aylarda yazıları benim için terapi gibiydi. Dönüp dönüp arşivini okuyordum. Bu vesileyle ona tekrar teşekkür edeyim. Gözlerimizin sonsuz bir yeşile, kulaklarımızın sakinliğe doyduğu bir tatile sebep olduğu için. Geceleri tahta bir salıncakta hırka giymiş bir halde yıldızları izlemek, gündüzleri at ile gezebilmek, yerlerde yatıp yuvarlanmak çok çok güzeldi.
Tam bir hayvansever olacağına inandığım oğlum; kaldığımız yerin köpeği Efe’nin bademciklerine kadar kolunu sokarak, atların yelelerini çekiştirerek, yolda gördüğümüz ineklere kollarını açarak beni yanıltmayacağı gösterdi sanırım. Hele şu sıra Sıdıka ile çok tatlı bir muhabbet içindeler. Genel olarak kuyruğu çekildiği ya da haşin sevildiği için Sıdıka mesafeli olmayı tercih etse de son günlerde Mahir in yüzünü sevmesine izin veriyor. Birde Mahir ne zaman uyusa Sıdıka hopp onun ayakucuna kıvrılıyor. Şu hastalık olmasaydı da keşke hep böyle gitseydi ilişkileri. Ama kış yaklaştıkça gözüm korkuyor. Sıdıka ya bir an önce ev bulmalıyım.
Eylül’le beraber işe tam zamanlı başladım galiba. Esasen bir türlü başlayamıyorum. En erken 11’de gelebildim. Arada bir 6 gibi kaçtım. 9/7 ne kadar uzun bir zaman dilimi.
Tatildeyken yanımda götürdüğüm Annelik Sanatı çabuk bitince, yanımda götürdüğümü sandığım diğer kitabı valizde bulamayınca pansiyonda bulduğum Ece Temelkuran’ın Bütün Kadınların Kafası Karışıktır’ı okumaya çalıştım. 1996 basımlı bir kitap. Ece Temelkuran’ ın sanırım toy zamanları. Emeğine saygı duyuyorum ama fena halde bayık bir kitaptı. Onu bırakıp Elif Şafak ın Med Cezir i okumaya çalıştım. O da ondan fena çıktı.
Ağustos ayında arkadaş ısrarı ile bulunduğum ortamda Çınar Ağacı nı izlemek zorunda kaldım. Aynı arkadaşın yoğun tavsiyesi üzerine aynı akşam İncir Reçeli ni izledim. Kişisel tarihimin en kötü iki filmi olarak buraya not düşüyorum.
Günler böyle gelip geçerken güzel bir haberle şenlendik. Mahir abi olacak. Henüz kendi büyümedi ama kardeşi ile birlikte büyüyecek güzel oğlum.
Bu akşam Meloş ile Sahaf Festivali kaçamağı, Esra’ya söz verilip tutulmamış kahvaltı telafisi, ve Depresanım ile bir akşam kahvesi bekliyor önümüzdeki günlerde beni. Günler, gözleri gülen dostların muhabbetiyle keyiflenecek. Hayat ne güzel şeysin sen diyesi geliyor insanın…
Bir kaç fotoğraf ile tam zamanlı işlerimin başına döneyim...
Kuzunun dedesinin köyündeki Ayaz ve onun yavruları
Kuzunun psikopat kuzeni;
Açıkhavada yemek keyfi;
Adını unuttuğum at- ya rüzgar ya da yağmurdu- ve onun 2 haftalık çocuğu;
Babasının çırağı;
Huzur mekanım;
Bu rüzgardı galiba;
Uyutulmaya çalışılan bir adet Mahir;
İneklerle selamlaşma anı;
Biz atları çok severiz;
Köyde Mahir in yoğurdunu hüpleten yavrular;
nasıl yemyeşil nasıl ferah bir yer değil mi? inşaallah yine nasip olur... bu arada ben de orada med ceziri okumuştum pansiyonda bulup. sevmiştim ama. okuduğum ilk elif şafak kitabı oldu:) mahirin sallandığı hamakta ayşeyi sallamıştık biz de ve o aynı salıncağa oturmuştuk. ne güzel:)
YanıtlaSilAnne Cafe,
YanıtlaSilRüya gibi bir kaç gün geçip gidiverdi. Pek tabii tadı damağımızda kaldı. İnşallah yine gideriz. Ankara dan daha yakın ama İstanbul hayli uzak kalıyor. Annem deli misiniz o kadar yol atlar için gidilir mi diye kızdı. Ama inan atlar olmasa bile o kadar yola değerdi. O hamak zaten can kurtarıcı. Uykumuz mu geldi hopp 5dk sonra uyumuş bir çocuk. Tekrar teşekkürler paylaşımın için.
Elif Şafak a haksızlık yapmayayım millet zaten pek bir üstüne gidiyor. Ama daha güzel kitaplarını görmüştük Elifcim demek istiyorum.:)
Sevgiler sana ve Ayşe ye...