Köprüde trafik her iki yönde de vızır vızır işliyordu. Kendimi bu insanların nereye gittiğini düşünürken buldum. Nereye gidiyorlardı, ne yapıyorlardı, gece ışıkları söndürünce nasıl rüyalar görüyorlardı, TV ve h.sonu içkileri bitince neyin düşünü kuruyorlardı? Sorular. Kaniat sorularla doluydu. Her birimiz dıştan ya da kendi içimizden gelecek çözümleri bekleyen birer muamma. Görünmez perilerden, kendi yarattığımız tanrılardan haber umuyorduk. Bekleme süresi boyunca da tekne boyuyor, içiyor veya borsa spekülasyonlarına girişiyor, çocuk yapıyor, faturaları ödüyor ya da ödemeyip bırakıyorduk. Sayılı yıllar diye düşündüm.
Bu insanlar korkaklıklarından yüksek sesle söyleyemeseler bile, yerkürenin madeni beşikler gibi dümdüz olduğuna inanırlar ve hayatta en önemli sorunları vergi iadesi alıp alamayacaklarıdır. Yaşam ya da ölüm gibi sözcükler yarı pornografik laf salatası olarak kabul edilirler ve hafif utangaç bir kahkaha ile noktalanırlar burada.
Tembelliğimden bir türlü bitiremediğim Beyaz Zenciler’den birkaç cümle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder