11 Temmuz 2010 Pazar

1 hafta



her aşk kendini yaşar
çaldığın kapı kapanır sonunda
içinde bir sen bulursun
büyümüş anlamış yorgun
ah aman aman küçüğüm
bu yol sana gidiyor

Ben son günlerde,

Salı’dan Perşembe’ye 6 kez hastaneye gittim. Her seferinde önünden geçtiğimiz şehitlikte dua eden ağlayan teyzeler gördüm. Anne olmak ne zor diye düşündüm. Şehitlikte baba göremeyince düz mantıkla böyle bir cümle kurdum, tekrar ettim: Anne olmak ne kadar zor.

Hastanede her önümüze gelen Mahir’i sevdi. Herkes kızım diyerek sevdi.-Üzerindeki kıyafetler kırmızı renkte diye- Ben de hiç öyle bir derdim olmamasına rağmen her seferinde düzelttim azimle. Kız değil erkek dedim.

Yine hastanede Mahir’i her seven ayy ne kadar küçük, sarılık mı bu dedikçe tanımadığım insanların yanında ağladım.

Kendi doktorumla karşılaştığımızda niye ağlıyorsun dediğinde  ağlayarak lohusalık depresyonu galiba dedim. Doktorum gülerek ahh siz modern zaman kadınları deyince çok bozuldum.

Herkesin sormadan kendi annelik tecrübelerini paylaşmasından sıkıldım.

Erken Kaybedenler’i Son Hafriyat’ı Her Temas İz Bırakır’ı sonrada İtin Biri’ni okudum.Emrah Serbes'i çok sevdim. Alper Canıgüz ve Murat Menteş tadındaydı. Bülent Akyürek pek sarmadı.

Anadolu’nun Kayıp Şarkıları'nı izledim ve çok sevdim.

Yanımda kuzu, kucağımda Mahir,ayak ucumda Sıdıka ve Sonya fonda yağmur varken mutluyum dedim.

Tuncel Kurtiz ve Dostlarının son iki bölümünü çokta sevemedim.

Radikal’de Hatice Meryem röportajını okudum her cümlenin altına imzamı atarım dedim.

Eski arkadaş Devrim’in yaptığı röportajı okudum onu da beğendim. 

Böyle geçti bir hafta.

2 yorum:

  1. neler oluyor orada, nasıl gitti ikinci hafta? meraklanıyorum burada ben:) ne zaman göreceğiz biz yavruyu:)

    YanıtlaSil
  2. Her şey ilk haftanın büyüsündenmiş Meloşum. Son haftalar bir an önce bitsin dediğimiz bir korku filmi tadında.

    YanıtlaSil