10 Ocak 2012 Salı

Tüketmeli mi?




Evde hummalı bir çalışma var. Yıllar önce –duyan, okuyan da 20 yıl önce sanacak 3 yıl önce- düğün öncesi aceleyle yerleştirdiğimiz kitaplığımız artık isyan edip kitap kusmaya başlamıştı ama ısrarla görmezden geliyorduk.Çocuğun ayrı odası olsun fikrine karşı bir anne olan ben çalışma odasını bebeler için oda yapmaya karar verince önce bu isyanı bastırmam gerek diye düşündüm. Fakat isyan uzun süredir sürdüğünden neresinden tutsam elimde kalacaktı. Kuzu insanı bu iş böyle olmaz biraz ayıklamak gerek diyerek olaya dahil oldu. Ayıklamak demek vermek demek paylaşmak demek.  Bunlar benim gibi kitap cimrisi bir insanın asla duymak istemeyeceği sözcükler. Ama başka çare bulamadığımdan boyun eğdim. Sadece dergilerimi verme konusunda ikna oldum. Kimisine 93 yılında abone olmuşum kimisine 98. kimisi aylık kimisi haftalık. Birikmişler birikmişler bir yere sığmaz olmuşlar. Koliler geldi dergiler indi. Pazar akşamüstü başlayan ayıklama işi dün gece 2 de bitti. Ben her seferinde yarın öbür gün çocuklarımız annemiz babamız ne okumuş diye bilmek istemezler mi? Türkiye’nin yakın siyasi tarihini haftalık dergilerden okumak istemezler mi diye sürekli duygu sömürüsü yapsam da kuzu baskın çıktı paketleme bitti. Ama şimdi daha zor bir soru var. Bu kadar dergi ne olacak. İmkânları kısıtlı bir okul kütüphanesi için anlam ifade eder mi. O canım kuşe kağıtlara basılmış gezi dergileri belki evet ama diğer o bol yazılı az fotoğraflı edebiyat ya da siyasi dergiler çocuklar için hiç cazip olmaz sanırım. Mizah dergileri…Bilmiyorum bakacağız. 

Tabii kitaplığın sadece dergi kısmı bitti. Bir de kitaplığın boşaltılıp,sökülüp,diğer odaya taşınıp yeniden yerleştirilme işi var ki aman aman diyeyim yazarken yoruluyorum. 

Kitapları toplarken sık sık Yasemin i andım. Yasemin kullanmadığı eşyalarını okuduğu kitaplarını paylaşan biri. Ve ben özellikle kitap konusundaki tavrını çok takdir ederim. Ben bu konuda kesinlikle sorunlu biriyim. 11’e 10 kala diye bir film vardı bilmem hatırlar mısınız? O filmdeki amca gibi olmak niyetim ama aile genişledikçe mekanlar kısıtlı oldukça biriktirmek bir keyif değil sorun haline geliyor.

Bir de düşünüyorsun bir daha okumayacağın onca dergi okumak isteyen birilerine gitse daha anlamlı olmaz mı? Senin o artık eskisi gibi uğrayamadığın kitaplığında toz tutmaktansa bir çocuğa hayal kaynağı olsa fena mı olur.
Sürekli alma eğilimi fena bir şey. Kendime aldığım kıyafetler konusunda çok kontrollü olduğumu düşünürüm. Üzerimde bazen 10 yıllık pantolonlarım olur. Çantalarım eğer hediye değilse 8-9 yılı geçirmiş renkleri atmışlardır. Annem bir keresinde bir daha o ayakkabıları ayağında görürsem eskiciye vereceğim dedi diye ayakkabılarımı çöp konteynırının yanına bırakmıştım da oysa ki henüz 4 yıllıklardı sonra pişman olup alsam mı diye içimden geçirmiştim ama ayakkabılar gitmişti. Böyledir benim kıyafetle ilişkim. Bir keresinde arkadaşımın düğününde şahitlik edeceğim diye aldığım iddialı kırmızı elbise dışında mazimde pek bir şey yoktur. Onu da hangi akılla aldım hala şaşarım. Kozmetikle ilişkim zaten sınırlıdır. Bir ara 2008 başlarıydı şuurumu kaybedip kozmetiğe para gömmüşlüğüm oldu hem de böyle kimyasallı şeylere. Sonra onlardan arınıp organik kozmetik derdine düştüm. Mahir e hamile kalmam,emzirme süreci o süreç bitmeden yeniden hamile kalmamla uzun zamandır kozmetik olayı çıktı zaten hayatımdan.

Mahir gelmeden önce onun için alışverişe çıktığımızda ben 4–5 çocuk büyütmüş bir anne kadar kontrollüydüm. Buna gerek olmaz şunu giymese de olur diye her şeyi asgaride tuttum. Mama sandalyesi puset gibi şeyleri arkadaşlardan 2.el aldım. Hiçbir şeyin de eksikliğini çekmedim. Ama ikizlerde ipin ucu sanki biraz kaçtı. Hep bir telaş var içimde. Sanki kalabalık gelecekler diye hep bir şeyleri eksik olacak gibi. Mahir dünyaya geldiğinde ben ona bir çanta bile hazırlamamıştım. İkizlerin çoğu şeyi hazır gibi. Dolap, oda vs. hiçbir şey alıp yapmamışken ikizler için dolap alıp odayı düzenlemeye başladım. Bu biraz da mecburiyetten oldu. Çünkü bebelere yatacak yer yok. Mahir ileride kızmaz bana inşallah. Neyse ne diyordum tüketim…Benim çocuğum en iyisine en güzeline layık zihniyetiyle masum kılmaya çalıştığımız içimizdeki tüketim canavarı çocukların sadece birkaç ay giyeceği şeylere bir sürü para yatırmaya sebep oluyor. Bir yerlerde çocuklar yedek bir kıyafetleri olmadan büyürken…

Kıyafet konusunda kendimi aklayabilirim ama bu kitap konusunda kendimi ehlileştirmem lazım. Daha az almalı daha çok okumalı daha fazla paylaşmalıyım.

 Bir de günlerdir içimde savaş verdiğim çamaşır kurutma makinesi ihtiyaç mıdır sorusu var ki o ayrı bir yazı konusu olur…

Fotoğraflar; biz dergileri toplarken yanımızdan ayrılmayan güzel Sıdıka'dan.

4 yorum:

  1. Allah'ım iç sesim dile gelmiş post yazmış sanki. Hele üst üste duran Atlas dergilerini görünce şok oldum. Bizim evin resmi sanki fakat bir fazla,Sıdıka'da kareye dahil edilmiş :)

    Evlendiğimde annem en çok evdeki dergi ve kitap yığınından kurtulacağına seviniyordu ve ben onları nasıl dikkatli paketlemiştim. Bohemya kristali halt etmişti. Tabak çanağa o kadar ihtimam göstermemiştim. Kitap bu ya! nasıl önemsiz olabilir.
    Kıyafet ve ayakkabı konusunda aynıyız. En yeni ayakkabım 4 senelik onlarda kışlık botlarım ve dağılıncaya kadar giyerim lakin benim ayakkabılarım hayatta eskimez!

    Dergileri ayıklaman iyi olmuş birde bize gelsen cesaret versen ne güzel olurdu. O kadar Penguen, Uykusuz ve taaa milattan öncesinin Leman dergileri ve daha niceleri ne olacak bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Laf aramızda hala içim sızlıyor. Hani derler ya; ohh içim rahatladı ferahlık geldi ayıklayınca. Ben de öyle hisler yok valla. Sana gelirsem ayy bunu atmayalım şu da kalsına dönebilir iş söyleyeyim.

      Penguen ve Uykusuzlar o kadar koymadı ama diğerlerine hala yanıyorum.

      Sil
  2. Kitap kısmına hiç girmeyeceğim. Ben de yeni eve taşınırken yaptım o kolileme işini ve içim yanar hala verdiklerime. En çok da Toplumsal tarih dergilerime. nereye verileceği de bir sorun gerçekten.

    Kitap konusu hassas ama ben daha ziyade kurutma makinesine takıldım:) Aldınız mı bilmem ama gerçekten çokc bebeli evlere alınmalı. hayatı çok kolaylaştıran bir alet. Yumuşacık çıkan çamaşırlar gelende ütüye gerek kalmadan kullanılabiliyor. Evde sürekli asılı duran çamaşırlar da olmuyor, özellikle kışın. Tavsiye olunur:)

    YanıtlaSil
  3. Hangi markayı tavsiye ediyorsun peki. Yaz sonu gibi almayı düşünüyorum. Burada şimdi gerek yok günesin altında hemencik kuruyuveriyor ama sehir hayatımıza 3 çocuklu olarak döndüğümüzde almak istiyorum.

    YanıtlaSil