Sen buysan başkası ol
buysan kederden öleceğim
başkası olursan de kimi seveceğim?
buysan kederden öleceğim
başkası olursan de kimi seveceğim?
Yılmaz Odabaşı
Deli Kadın Hikayeleri’ni Peren’le Kasım ayında yaptığımız birkaç saatlik Beyoğlu kaçamağında keşfettim. Biraz densiz bir keşfediş oldu. Peren bir şey anlatıyordu tam Yapıkredi’nin oradan geçiyorduk ve ben birde aaa nasıl olur Mine Söğüt kitap mı çıkarmış benim niye haberim olmadı diyerek Peren in tüm cümlelerini ağzına tıkadım. Neyse ki kitapseverler bu halleri anlıyorlar.
Deli Kadın Hikayeleri ismiyle kapağıyla yeterince iç karartıcı. Bir de elinize alıp ‘delirerek ölenlere’ ithaf edildiğini okuyunca, hala cesaretiniz varsa sayfaları çevirip Bahadır Baruter çizimlerini görünce okumaktan vazgeçebilirsiniz. Ama uzun zamandır çocuk gelişimi,psikolojisi, ıvır zıvırı ile beyni dolmuş bir anne kitabı tüm karanlığına rağmen bir gecede bitirebiliyor.Kitap günlerce rüyalara girecek kadar kasvetli. Tüm öyküler her gün maruz kaldığımız 3.sayfa haberleri gibi. Ama birden bu kadar sert bir bombardımana maruz kalınca bolca karın ağrısı bırakıyor bünyede. Bana anne baba ve diğer ölümcül şeyleri hatırlattı. Bir de bu dünya gerçekten fazla karanlık.
Şiir kitapla alakasız. Sabah uyandığımda dilime takılmıştı.

Deliren kadınlar.. Camille Claudel geliyor aklıma. Hikayesini biraz hayranlıkla, biraz hüzünle -düzeltiyorum- çok hüzünle hatırlıyorum.
YanıtlaSilKitabı da merak ettim, şu günlerde renkli, umutlu şeyler okumaya çalışsam da not ettim.
bende pazartesi aldım fuarda. daha başlamadım gerçi.. kapak resmine takıldım şimdilik. hem çekici hem itici..karar veremedim henüz ..
YanıtlaSil