26 Kasım 2012 Pazartesi

Biz nereye



Benim için hayat anılardan ibaret galiba. Bu sabah uyandığımda Tarkan ın ‘uçmasam da göklere bir kuş olsam pencerene’ şarkısını mırıldanırken bunu daha iyi anladım sanki. Sonra bakıcımız aradı geç geleceğini söyledi 2 bebek 1 çocukla geçen 2 saatlik sürede yine hep anılar uçuştu beynimde. Bu şarkının çıktığı dönemler. Lise yılları,büyüme heyecanları,alıp başını gitme isteği, yeni ülkeler keşfetme hayallerine inat küçük dünyam,şiir okuyarak sabahlanan geceler…Sonra ikizleri uyuttum bakıcı geldi çay suyunu koydu. Mahir le sokağa indik. Yeni taşındığımız, sevmediğimiz evimizdeki, sevmediğimiz sokağa. Birkaç kedi sevdik. Bir kedi iki tane kargayı kovaladı Mahir de kediyi kovaladı. Apartmanın altındaki bakkaldan abur cubur almadan sadece ekmek alarak eve çıkabilme krizini aştık. Annemle kardeşim geldi kahvaltıya. Annemlerle aynı apartmanda oturuyoruz artık. Çay içtik sohbet ettik. Annemle bakıcı kız diyete mi başlasak muhabbeti yaparken ben menemene ekmek banıyordum. Hayatımda sadece bir kez diyet yapma teşebbüsünde bulunduğumu düşündüm. Lisedeydim, gündüz hiçbir şey yememiştim akşam annem işten gelir gelmez makarna yapmıştı. O dönemler makarnayı çok seviyordum. Dışarıda soğuk bir hava vardı. Aylardan Şubat’tı. Sofraya oturmuştuk soba yanıyordu. Ben kararlıydım sadece salata yiyecektim. Babam yemediğimi görünce güldü. Diyet mi yapacaksın sen dedi. Şişman değilsin ne diyeti dedi. Ben de yok ama baba çok şişmanım diye direttim. Sonra babam birkaç kez ısrar etti. Ben de sanki babamın ısrar etmesini bekliyormuşum gibi tabağıma makarna doldurdum. Benim makarnam tabakta yarım kalmıştı. Birkaç dakika sonra babam öldüğünde. Komşuların gelip sofrayı kaldırdığını hatırlıyorum. Sonra o küçük koridorda volta attığımı...Ablam okuldan eve dönmemişti. Okul çıkışı  doktora uğrayıp babamın raporlarını alıp yurtdışındaki bir doktora gönderme telaşındaydı. Ben ablam gelecek ve babamın öldüğünü öğrenecek gerilimi ile aslında hala babamın ölüp ölmediğini anlamaya çalışan o halimle koridorda volta atarken mutfaktaki bulaşıkları gördüm. Makarnam tabaktaydı yarıda kalmıştı. Diyetim başlamadan bitmişti.  Ben mutfağa bakarken ablam içeri girdi. O zaman cep telefonu yoktu. Ablam kapıda duran ambulansı görmüştü. Ama insan hep bir umut besler. Ambulans kapıda olsa da kötü bir şey olmasın ister.

Geçenlerde bir zarf geldi eve. Oysaki Depresan ın  mektupları dışında postayla bir şey gelmez bana. Depresan da güzel mailler yazsa da artık mektup göndermiyor. Zarfın üzerine baktım Rusça'ydı. Kardeşim San Petersburg gezisinde atmıştı ve zarf yeni geliyordu. Kardeşim böyle sürprizleri sever. Benim sevdiğimi de bilir. Zarfın içinden bir kart çıktı. Kuşlar vardı kartta kimi uçuyor kimi bir yere konmuş bir sürü kuş. Çizimi çok güzeldi. Ben ilkokuldayken okulun 2 ayrı kantini vardı. Birinde kırtasiye malzemeleri diğerinde simit ve gazoz satılırdı. Başka hiçbir şey yoktu. Simit ve yeşil cam şişede gazoz.  Kantinde müdür muavini ile bir öğrenci çalışırdı. Güvenilir bir öğrenci olması gerekirdi. Ablam okulun en popüler en çalışkan kızıydı. Müdür muavini de ablamı seçmişti kantinde çalışması için. Ne saçma niye bunun için bir işçi yokmuş acaba. Teneffüs zili çaldığında ablam gider kantini açardı. Çocuklar sıraya girerdi simit gazoz alırlardı.  Sonra ablamı kırtasiye kantinine verdiler. Ben de gayet pasif bir tiptim ama ablamdan dolayı olsa gerek beni de diğer kantine aldılar. Sonra ben de kırtasiye kantinine geçtim. Çok severdim zaten orayı hep kağıt kokardı. Neyse kırtasiyeye kartlar gelirdi. O zamanlar insanlar bayramda yılbaşında kart atarlardı birbirlerine. Mavi bir zemin üzerine beyaz bir kuş olan bir kart gelmişti.  Çok sevmiştim o kartı. Her gün bakardım içten içe kimse satın almasın isterdim. Herkes zaten renkli kartlardan alıyordu. Neyse bir gün annem 50 kuruş verdi simit almam için. Hiç tereddüt etmeden gidip o kartı almıştım. Kardeşimin kartı elimde bunları düşündüm.

Hiçbir şeyin eskisi olmayacağını bilmek çok can yakıcı. Hiçbir zaman babamla aynı sofrada yemek yiyemeyeceğiz. Babam cebindeki son parayla bizi kitap fuarına götürmeyecek. H.sonları uzun yürüyüşler yapamayacağız. Babamla çok güzel günlerimiz oldu. Tek bir kötü anım yok. Ama bunu bilmek yetmiyor. Özleme yenik düşüyor insan. Bu yüzden anılar çıkmıyor aklımdan. Yıllardır Tarkan dinlememişken bu sabah güne bu şarkıyla başlamak. İnsan zihni ne garip. Sonsuz çağrışımlar.

Bir de Yaşar vardı mesela. Yaşar ı dinlemeyeli de yıllar oldu. Üniversiteye başlamıştım o zamanlar. Ayağım burkulmuştu –ki düztaban olduğumdan olsa gerek bu konuda çok başarılıyımdır- liflerimden biri zedelenmişti. Doktor 15 gün rapor vermişti. Evdeydim. Yalnızdım. Kitap okuyordum. Kapı çalmıştı topallayarak gidip kapıyı açtım.  Depresan ve H. beni ziyarete gelmişti. Ne kadar mutlu olmuştum. Ellerinde Yaşar ın o zaman yeni çıkan kaseti. Sonra teybe kaseti koymuş saatlerce sohbet etmiştik. Yalnızlığımı alıp götürmüşlerdi. Şimdilerde kimse kimsenin kapısını aniden çalıp yalnızlığını götürmüyor. Herkes kendi yalnızlık kuyusunda debeleniyor. Ama ben aradım zaten, o dönmedi. Ben yazdım o cevap yazmadı hesapları yapar olduk. Onca yaşanmışlığın anının hiçbir önemi yok gibi. Bir kibir hali gelmiş üstümüze atmak mümkün değil. Oysa eskiden böyle hesaplar yapılmıyor, yazmadıysa bir derdi vardır denip derde derman olma telaşına düşülüyordu. Şimdilerde yok böyle şeyler. Herkes öznesi ben olan cümleler kuruyor. Çünkü ben’in derdinden daha büyük derdimiz yok.

Neyse bugün böyle olsun. Anılar,babam,dostlar…Bu kadar anmışken Tarkan şarkısı ile kapatalım mevzuyu. Yaralar kapanmaz, anılar silinmezken, mevzu kapansın bakalım.

4 yorum:

  1. Benim için yüksek ölçüde hüzün barındırsa da bu yazıyı okuyunca anladım ki Heidi'nin yazılarını çok özlemişim.

    Gerekli mesajları da aldım ayrıca. Kağıdımı, en yeni dolmakalemimi hazırladım. Bugün olmasa da bir gün yeni mektuplar yazılacak.

    YanıtlaSil
  2. Gözüm yolda mektubunu bekliyorum. Ben de senin mektuplarını okumayı çok özledim.

    YanıtlaSil
  3. bu yazını okumaya başlamıştımogün bitiremedim. bugün okuma için oturduğumda yeniz yazı olduğunu gördüm. ooo sıklıkla yazabilmene sevindim. sonra hüzünlendim. merak ettim. o kantinleri özledim sıraya girip simit gazoz almayı... simli yılbaşı kartlarını...sevgiler.

    YanıtlaSil
  4. Hep yazsan, ben okusam. Sanki geçmişin o naifliği geri gelecek gibi. Akşam yattığımda bekçinin düdüğünü duymak gibi...

    YanıtlaSil