Benim için
hayat anılardan ibaret galiba. Bu sabah uyandığımda Tarkan ın ‘uçmasam da
göklere bir kuş olsam pencerene’ şarkısını mırıldanırken bunu daha iyi anladım
sanki. Sonra bakıcımız aradı geç geleceğini söyledi 2 bebek 1 çocukla geçen 2
saatlik sürede yine hep anılar uçuştu beynimde. Bu şarkının çıktığı dönemler.
Lise yılları,büyüme heyecanları,alıp başını gitme isteği, yeni ülkeler keşfetme
hayallerine inat küçük dünyam,şiir okuyarak sabahlanan geceler…Sonra ikizleri
uyuttum bakıcı geldi çay suyunu koydu. Mahir le sokağa indik. Yeni taşındığımız,
sevmediğimiz evimizdeki, sevmediğimiz sokağa. Birkaç kedi sevdik. Bir kedi iki
tane kargayı kovaladı Mahir de kediyi kovaladı. Apartmanın altındaki bakkaldan
abur cubur almadan sadece ekmek alarak eve çıkabilme krizini aştık. Annemle kardeşim geldi
kahvaltıya. Annemlerle aynı apartmanda oturuyoruz artık. Çay içtik sohbet
ettik. Annemle bakıcı kız diyete mi başlasak muhabbeti yaparken ben menemene ekmek banıyordum.
Hayatımda sadece bir kez diyet yapma teşebbüsünde bulunduğumu düşündüm. Lisedeydim,
gündüz hiçbir şey yememiştim akşam annem işten gelir gelmez makarna yapmıştı. O
dönemler makarnayı çok seviyordum. Dışarıda soğuk bir hava vardı. Aylardan
Şubat’tı. Sofraya oturmuştuk soba yanıyordu. Ben kararlıydım sadece salata
yiyecektim. Babam yemediğimi görünce güldü. Diyet mi yapacaksın sen dedi.
Şişman değilsin ne diyeti dedi. Ben de yok ama baba çok şişmanım diye direttim.
Sonra babam birkaç kez ısrar etti. Ben de sanki babamın ısrar etmesini bekliyormuşum
gibi tabağıma makarna doldurdum. Benim makarnam tabakta yarım kalmıştı. Birkaç
dakika sonra babam öldüğünde. Komşuların gelip sofrayı kaldırdığını
hatırlıyorum. Sonra o küçük koridorda volta attığımı...Ablam
okuldan eve dönmemişti. Okul çıkışı doktora uğrayıp babamın raporlarını alıp
yurtdışındaki bir doktora gönderme telaşındaydı. Ben ablam gelecek ve
babamın öldüğünü öğrenecek gerilimi ile aslında hala babamın ölüp ölmediğini
anlamaya çalışan o halimle koridorda volta atarken mutfaktaki bulaşıkları gördüm.
Makarnam tabaktaydı yarıda kalmıştı. Diyetim başlamadan bitmişti. Ben mutfağa bakarken ablam içeri girdi. O
zaman cep telefonu yoktu. Ablam kapıda duran ambulansı görmüştü. Ama insan hep
bir umut besler. Ambulans kapıda olsa da kötü bir şey olmasın ister.
Geçenlerde bir zarf geldi eve. Oysaki Depresan ın mektupları dışında
postayla bir şey gelmez bana. Depresan da güzel mailler yazsa da artık mektup
göndermiyor. Zarfın üzerine baktım Rusça'ydı. Kardeşim San Petersburg gezisinde atmıştı ve zarf yeni geliyordu. Kardeşim böyle sürprizleri sever. Benim sevdiğimi de bilir. Zarfın içinden bir kart çıktı. Kuşlar vardı kartta kimi uçuyor kimi bir yere konmuş bir sürü kuş. Çizimi çok güzeldi. Ben ilkokuldayken okulun 2 ayrı kantini vardı. Birinde kırtasiye
malzemeleri diğerinde simit ve gazoz satılırdı. Başka hiçbir şey yoktu. Simit
ve yeşil cam şişede gazoz. Kantinde müdür muavini ile bir öğrenci çalışırdı. Güvenilir bir öğrenci olması gerekirdi. Ablam okulun en popüler en çalışkan kızıydı.
Müdür muavini de ablamı seçmişti kantinde çalışması için. Ne saçma niye bunun
için bir işçi yokmuş acaba. Teneffüs zili çaldığında ablam gider kantini
açardı. Çocuklar sıraya girerdi simit gazoz alırlardı. Sonra ablamı kırtasiye kantinine verdiler. Ben
de gayet pasif bir tiptim ama ablamdan dolayı olsa gerek beni de diğer kantine
aldılar. Sonra ben de kırtasiye kantinine geçtim. Çok severdim zaten orayı hep
kağıt kokardı. Neyse kırtasiyeye kartlar gelirdi. O zamanlar insanlar bayramda
yılbaşında kart atarlardı birbirlerine. Mavi bir zemin üzerine beyaz bir kuş olan
bir kart gelmişti. Çok sevmiştim o
kartı. Her gün bakardım içten içe kimse satın almasın isterdim. Herkes zaten
renkli kartlardan alıyordu. Neyse bir gün annem 50 kuruş verdi simit almam
için. Hiç tereddüt etmeden gidip o kartı almıştım. Kardeşimin kartı elimde
bunları düşündüm.
Hiçbir
şeyin eskisi olmayacağını bilmek çok can yakıcı. Hiçbir zaman babamla aynı
sofrada yemek yiyemeyeceğiz. Babam cebindeki son parayla bizi kitap fuarına götürmeyecek.
H.sonları uzun yürüyüşler yapamayacağız. Babamla çok güzel günlerimiz oldu. Tek
bir kötü anım yok. Ama bunu bilmek yetmiyor. Özleme yenik düşüyor insan. Bu
yüzden anılar çıkmıyor aklımdan. Yıllardır Tarkan dinlememişken bu sabah güne
bu şarkıyla başlamak. İnsan zihni ne garip. Sonsuz çağrışımlar.
Bir de Yaşar
vardı mesela. Yaşar ı dinlemeyeli de yıllar oldu. Üniversiteye başlamıştım o
zamanlar. Ayağım burkulmuştu –ki düztaban olduğumdan olsa gerek bu konuda çok
başarılıyımdır- liflerimden biri zedelenmişti. Doktor 15 gün rapor vermişti.
Evdeydim. Yalnızdım. Kitap okuyordum. Kapı çalmıştı topallayarak gidip kapıyı
açtım. Depresan ve H. beni ziyarete gelmişti.
Ne kadar mutlu olmuştum. Ellerinde Yaşar ın o zaman yeni çıkan kaseti. Sonra
teybe kaseti koymuş saatlerce sohbet etmiştik. Yalnızlığımı alıp götürmüşlerdi.
Şimdilerde kimse kimsenin kapısını aniden çalıp yalnızlığını götürmüyor. Herkes
kendi yalnızlık kuyusunda debeleniyor. Ama ben aradım zaten, o dönmedi. Ben
yazdım o cevap yazmadı hesapları yapar olduk. Onca yaşanmışlığın anının hiçbir
önemi yok gibi. Bir kibir hali gelmiş üstümüze atmak mümkün değil. Oysa eskiden
böyle hesaplar yapılmıyor, yazmadıysa bir derdi vardır denip derde derman olma
telaşına düşülüyordu. Şimdilerde yok böyle şeyler. Herkes öznesi ben olan
cümleler kuruyor. Çünkü ben’in derdinden daha büyük derdimiz yok.
Neyse
bugün böyle olsun. Anılar,babam,dostlar…Bu kadar anmışken Tarkan şarkısı ile
kapatalım mevzuyu. Yaralar kapanmaz, anılar silinmezken, mevzu kapansın
bakalım.
Benim için yüksek ölçüde hüzün barındırsa da bu yazıyı okuyunca anladım ki Heidi'nin yazılarını çok özlemişim.
YanıtlaSilGerekli mesajları da aldım ayrıca. Kağıdımı, en yeni dolmakalemimi hazırladım. Bugün olmasa da bir gün yeni mektuplar yazılacak.
Gözüm yolda mektubunu bekliyorum. Ben de senin mektuplarını okumayı çok özledim.
YanıtlaSilbu yazını okumaya başlamıştımogün bitiremedim. bugün okuma için oturduğumda yeniz yazı olduğunu gördüm. ooo sıklıkla yazabilmene sevindim. sonra hüzünlendim. merak ettim. o kantinleri özledim sıraya girip simit gazoz almayı... simli yılbaşı kartlarını...sevgiler.
YanıtlaSilHep yazsan, ben okusam. Sanki geçmişin o naifliği geri gelecek gibi. Akşam yattığımda bekçinin düdüğünü duymak gibi...
YanıtlaSil