Bir şeyler yazabilmek için hep o sakin zamanların gelmesini bekliyor insan ama nasıl bir lüks ise sessizlik ve uykusuzluğun aynı ana denk geldiği o yüce zaman dilimi bir türlü gelmek bilmiyor. Günler geçiyor çocuklar büyüyor en çok da ben büyüyorum galiba. Mahir le geçirdiğim ilk yazın ardından ben bu yaz anne olmayı öğrendim diye not düşmüşüm ama halt etmişim. Tam anlamıyla bu yaz anne olmayı denedim. Olmak diye bir hal zaten söz konusu değil ama kendimden gel git hallerimden sıyrılıp kendime içime bakmayı denedim. Bazen çok becerikliydim bazen her şey elime yüzüme bulaştı. Ama geri dönüp bakınca -aslında hep geri dönüp dönüp bakmak istiyorum- ahir ömrümün en keyifli mevsimiydi geride kalan. Her anını beynimde canlı tutmayı nasıl isterdim.Çok kızdım kendime keşke günü gününe not düşseydim diye. Ama dedim ya özel zamanlar ya gelmedi ya da geldi ama ben daha özel zamanlardaydım o anlarda.
Mesela Mahir'le gökyüzüne dağılmış yıldızları sayıyorduk. Ay ile tanıştırıyordum onu, ya da o toprağın içinde oynarken ben uzaktan izliyordum onu, belki de bir öğle anında ikizlerle birlikte öğle uykusuna yatmıştık, bir ikindi vakti yaprak toplayıp kamyonlara dolduruyorduk
Mahir ilk kez denizle tanışıyordu geçen sene havuzun kenarından bile geçmek istemeyen o huysuz hallerinden sonra denizi seven haliyle annesini epey şaşırtarak.
Mahir in her öğle ve akşam vakti uykuya geçmeden önce ısrarla istediği okutmadan uykuya dalmadığı Biricik Depresan Teyzesinin bizi ziyaret ettiğinde hediye ettiği kitabı okuyorduk hamakta. -Bu konu ile bir itirafda da bulunayım hemen. Mahir daha gelmeden ona onlarca kitap aldım bazen eleştirsem de kendimi almaya devam ettim. Ama onca kitap arasından ille de onu istiyor arkadaş.Kıskanmıyorum desem yalan olur.
Bazı anları en çok Mahir in adına kayda düşmek istedim; artık onun bir birey haline dönüşü. Karşımda az konuşsa da her dediğimi anlayan, bazen kardeşlerine isyan eden,bazı anlar onları sevgiye boğan,sabahları erkenden uyanıp elimden tutup beni dut ağaçlarının altına götürüp anne mama diyen, böğürtleni tahminimden daha çok seven,üzüme bayılan,fındık ceviz toplayan,köpekleri çok seven-onlara doğru koşarken kollarını açan- tüm kedileri en çok Sıdıka yı kovalayan,inekleri elma ile besleyen, horozların sesini duyunca bıkıp usanmadan anne o nee anne o nee diye soran-aslında bunu yeni olan her şey için soran - her akşam aynı saatte babasını karşılmak için benimle yürümek isteyen her gün o 5dklık yolda bir sürü yeni şeyler keşfeden, ağaçlara tırmanan,toprakla haşır neşir, bir adam büyüdü bu yaz gözümün önünde.
İkizler var bir de değil mi. Kuzular hayatımızın yeni renkleri daha dünyaya gelmeden hayatımızı güzelleştiren,değiştiren ikizler. Onları da bir ara yazayım.
Bizden şimdilik haberler bu kadar. Burada böyle kendi kendime yazdığımı düşünürken uzun süredir yazmadım diye arayıp soran mail atan tüm dostlara selamlar.
Daha da uzun bir ara daha vermeden tez zamanda döneceğim.




ah heidi sen ben misin yoksa ben sen miyim?
YanıtlaSilaynışeyleri birde sen yaşabakalım kayda geçiremediğim okadar çok şey var ki üzülüp de moralini bozma artı büyüdüler zaman kaydetme zamanı bak azıcık ucundan başlamışsın ne güzel özletme o güzel kuzucuklarnı:)
Seninkilerin doğum gününü görünce daha iyi idrak ettim. Dün gibiydi gelişleri Mahir le uzun uzun bakmıştık blogdaki fotoğrafa nasıl heyecanlanıyordu.
SilÖpüyorum ikizleri.
Sevgiler.
Kedi ile parka baktığı fotoğraf yarışmya girse ödül alır...Nasıl güzel ve anlamlı bir fotoğraf...İyi ki o anları dondurup saklayabilmişsiniz..sevgiler...
YanıtlaSilBöyle düşünmenize çok sevindim. Katılsak bir yarışmaya ödül almaz muhtmelen hatası çok ama benim gönlümün ödüllük fotoğrafıdır. Çok güzel bir gündü sabah yağmur sesine uyanmıştık Mahir heyecandan zıp zıplamıştı. O gün kedimiz de Mahir de dışarı çıkamayınca tüm gün melül melül bahçeye bakıp durmuşlardı.
SilMahir e selam ederim, serinin ikinci kitabı alındı bile.
YanıtlaSilOoo ne güzel bir haber o zaman heyecanla büyük buluşmayı bekliyoruz.
Sil