7 Aralık 2012 Cuma

Herkesin Bildiği Sırlar




Uzun bir aradan sonra geçen akşam bir arkadaşımla tiyatroya gittim. İş çıkışı eve uğrayıp çocukları öpüp kokladıktan sonra bir telaş buluştuk, ayaküstü iki lokma bir şey yiyip salona girdik. Tam oyun başlamak üzereyken arkadaş oyunun adını konusunu sordu; boşver hiç fikir sahibi olmadan izle. Şu ana kadar benim seçimimle bir şey izleyip de beğenmeyen birini görmedim gibi iddialı bir cümle kurdum. Ve oyun başladı. İzlememiş olanlar için detaya girmeyeyim. Ben oyun boyunca hep bekledim. Sanki daha farklı bir yöne doğru gidecekti. Daha derinlere inilecekti. Ama başladıkları yerde kaldılar gibi geldi bana.

Sevdiğimizi suçlamaktan mı besleniyor sevgimiz. O ilk günlerin büyüsü geçince sevdiğimizin sevilmez yanlarını keşif turuna çıkıyoruz sanki.

Her ilişki sonunda bitmeye mahkum mudur. Günlük hayatın rutin telaşlarına teslim olup birbirimizle konuşmayı unutuyoruz. Konuşmadıkça bir iletişim sorunu başlıyor. Biz konuşmadıkça da sorunlar suçlamalar alıp başını gidiyor. Sonra sorunlarımızı çözsün diye çocuk doğuruyoruz. Kurban isteyen tanrılar gibiyiz. Çocuklarımızı kendi zihniyetlerimizin mutsuzluğumuzun esiri ediyoruz. Neyse ilişkilerden geldik çocuk konusuna. Ki şu sıra kafayı bozduğum bir konu; çocuk/çocuk yetiştirmek/çocukla iletişim. O yüzden hiç girmeyeyim.

Sözün özü oyunu çok sevemedim. Güzel noktalar yakalasalar da bazı yerleri biraz zorlama geldi. Ama dekoru ve fondaki yağmur sesi camdan süzülen yağmur damlaları çok güzeldi.

Bugünün şarkısı Hayko dan gelsin. Ayrılmak kanun mu Aşk kitabında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder