24 Ekim 2013 Perşembe

Gel-gitlerim ve ben





"Depresif falan değilsiniz hayatlarınız boktan hepsi bu." Yaşasın anti-psikiyatri.. Ali Murat Irat




Yazmaya uzun bir ara verdikten sonra dönüşlerim hep çuvallama yazıları oluyor sanırım. Ya da ben sadece mutsuzken yazabiliyorum. Yazmak için kötü bir günde olabilirim. Ama içimde hep kendini tekrar edip duran kelimelerimin isyanına, Depresan’ ımın haydi yaz artık isteğine/emrine boyun eğmeliydim. Ve evet o gün bugün. Bugün büyük gün.

Sevgili günlük biliyorsun az buçuk ben alternatif bir hayat kurmak derdindeyim. Alternatif kelimesi çok iddialı görünüyor biliyorum. Ama yerine başka bir kelime bulamadım idare ediver beni. Nasıl bir hayat kurmak istediğimi anlatayım alternatif mi değil mi sen karar ver.  Yani ben şimdi şu günlük hayatımın içerisinde mutluyum. Özel sektörde çalışıyorum. Biliyorsun özel sektör demek sömürü demek. Ben buna rağmen şartlarımdan genel olarak memnun bir insanım. Şartlarım iyi mesela; son 3 yıldır yarım gün çalışıyorum.-burada işverenimin insafı ve şirkette yokluğumu asla aratmayan sevgili kardeşimin emeği var elbette- Trafiğin olmadığı saatlerde işe gidip geliyorum. Çocuklarımın kahvaltısını ve akşam yemeklerini kendim yedirebiliyorum-pek çok çalışan anne için lüks sayılabilir-akşamları çocuklarla oyun oynayacak vaktim ve enerjim oluyor. H.sonları çalışmıyorum. Kendisinden çok memnun olduğumuz-buluncaya kadar anam ağladı- bir yardımcımız var. Annemin üst katında oturuyoruz. Ve zerre şüphem yok ki yeryüzündeki en muhteşem kadın benim annem olmuş. Ee şahane bir kocam var. Şahane ötesi 3 tane çocuğum var. Hepimiz sağlıklıyız vs. vs. Kardeşlerim her daim yanımda. Çok dostum yok. Çok arkadaşım da yok. Ama her daim yanımda olan eşsiz dostlarım var. Neyse bu liste uzar gider. İşte ben tüm bunlara rağmen bazen düşüyorum bir kuyunun içine. Bir türlü çıkamıyorum. Debelenip duruyorum. Ne diyorduk çünkü ben o alternatif hayatı istiyorum. Neydi kafamdaki o alternatif hayat. Ben küçük şehre yerleşmek istiyorum sevgili günlük. Aslında şaşırmayasın diye küçük şehir dedim ben aslında bir köye yerleşmek istiyorum. Ee 3 çocuk eğitimleri geçiminiz ne yapacaksın köyde diyorsun. Ben diyorum ki köyde küçük bir ev tutarız. Ki maliyeti çok az. İyi kötü bir evimiz var İstanbul da. Onu da kiraya verir asgari bir yaşam süreriz. Bir inek birkaç tavuk. Biraz bahçe. Tüm zamanın bize ait olduğu bir gün düşünsene günlük. Neden uzun tatil süreçlerinde çocuklar daha keyifli biliyor musun sevgili günlük. Neden Mahir her Pazartesi huy değiştiriyor sevgili günlük. Yetişmemiz gereken otobüslerin olmadığı, trafikte sürekli nereden ne gelecek stresinin olmadığı, trafiğin kendisinin olmadığı bir hayat çok mu zor. Mesai saati diye bir kavramı hayatımdan çıkarmak istiyorum sevgili günlük. Çocuklarımın büyümesine şahitlik etmek istiyorum. H.içi onlarla geçiremediğim zamanların acısını çıkarmak istercesine h.sonu onları oradan oraya sürüklemek istemiyorum. Bir iki yıl sonra hangi okula vereceğim derdine düşmek istemiyorum. Doğa ile iç içe, bahçesi olan ve bilmem ne metodunu benimsemiş ama aylık ücretine aldığım maaşın yetmediği yuvalara çocuklarımı nasıl gönderirim stresi yaşamak istemiyorum sevgili günlük. Ben kendimi yetiştirsem birlikte öğrensek kâfi gelmez mi sevgili günlük. Varsın biraz uzaktaki bir köy okuluna gitsinler. Bu ülkede adı sürekli değişen o sınavların istatistiklerine baksan taşradaki çocukların daha çok dereceye girdiğini bilirsin günlük. Tek mesele eğitim değil bu çocuklar nasıl sosyalleşecek köylerde sadece yaşlılar kaldı. Senin gibi annesini kardeşlerini görmeden 24 saat bile geçiremeyen bir kadın ne yapacak oralarda diyorsun sevgili günlük. Haksız da sayılmazsın. İstediğim hayatla inatla çelişir durumdayım. Mesela ayy tüm günümü çocuklarımla geçireyim diyen bir anne iken saat 12 olmadan pilimin bittiği oluyor. Hadi bugün evdeyim hep beraber kurabiye yapalım deyip 10dk sonra una bulanmış bir mutfak ve 3 çocukla cinnet eşiklerine çok kolay gidebiliyorum. Aman trafiksiz bir yaşam istiyorum deyip utanmasa bakkala bile araba ile gidecek bir insanım. Aman teknoloji bizi bitiriyor uzak kalalım deyip o çok akıllı telefonundan 2 saat uzak kalamayan bir insanım. Çelişkilerimle yaşıyorum sevgili günlük. Ama yine de ısrarla istiyorum. Çünkü bu şehrin hoyratlığını kaldıracak kadar güçlü değilim. Çocuklarımın şuursuz bir şoförün kullandığı bir arabanın altında ezilmesini istemiyorum. Ya da saçma salak bir kutlamada bir maganda kurşununa kurban vermek istemiyorum. Eyvallah inançlı bir insanım. Ecele kadere inancım sonsuz. Ama bu ülkede adalete inancım yok. O gün kaderimizde varsa ölmek varsa araba ezmesin de köyde bir yılan olsun ölüm sebebimiz. O şuursuz şoför gezer sokaklarda hesap soramazsın. Ama yılan yılandır işte. Ki yılanlar insanı kolay kolay zehirlemezler. Ölüme nasıl getirdim konuyu farkında değilim sevgili günlük. Sözün kısası diyorum ki yaşamak yükü çok ağır be günlük. Biz şehirlerde bitmeyen işlerimizle, gündelik telaşlarımızla hayatı ıskalarken yaşamak yükü hepten ağırlaşıyor. Ömür dediğin gelip geçiyor çocuklarıma sevdiğim adama hasret bir yaşam istemiyorum. Birlikte bol bol anı biriktireceğimiz, üreteceğimiz, doğadan her gün bir şeyler öğrenebileceğimiz bir hayat istiyorum. Çok mu şey istiyorum sevgili günlük. Sen söyle.

6 yorum:

  1. İsteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki yüzü!
    Çok şey istemiyorsun ama bu istediklerin ola ki gerçekleştiğinde gerçek mutluluğu bulmuş olacak mısın?
    Ben şimdi yazdıklarını okuduğumda özellikle tek mesele eğitim değilden sonrasını kendi ağzımla sana yazdırmışım gibi hissettim. Seni okurken kendi düşüncelerimden isteklerimden düşlerimden çok şey buluyorum. Anlıyorum en azından anladığımı düşünüyorum.
    Acizane benim kendi derdim kağıt üstünde her şeyi çok güzel yerlere koyup tüm problemlerin cevabını bulmama rağmen iş uygulamaya geldiğinde kazın ayağının öyle olmadığıyla yüzleşmem ki, az buçuk sende bu durumdasın.
    Dertlisin ama ben yazdıklarını okuduğumda sana çok özendim. Bir kere yarım gün işe gidiyorsun. Mesai saati diye bir şey olmasından mutlu değilsin ama ben öylesine muhtacım. Annen alt katında... bir dakika bu kısma çok takılmayalım zira annemi çok sevmeme rağmen yapamazdım.
    Diğer bir şey üç çocuk. Ben ilkinde takıldım. Ruhum başka bir çocuğun endişesini kaldırmıyor. Psikolojim buna uygun değil. Gecem gündüzüm evladımın sağ salim büyümesi, büyüdüğünde düzgün insanlarla yüz göz olması, başına dert gelmemesi ve uzayıp giden bir liste. Bu endişeleri ikiyle üçle çarpmaya dayanamam. Sen daha güçlüsün ve gerçekleştirmek istediğin hayallerin var.
    Ben bu ara sadece soluk alıp veren ve yemek yiyen biriyim. Yaşadığımın tek belirtisi bu. İçim çürüyor ve ben hep bahaneler uyduruyorum. Şundan sonra bundan sonra Ege okula gidince, Ege şu yaşa gelince. Her şey için bir şartım var. Hayat akıp gidiyor ve bu yorum giderek kafa ütülüyor. Sana çare olamam ama çık gel bir gün oturur konuşuruz. Çaydanlık hep ocağın üstünde iki dakikada demlerim çayı. Gerçekten çok isterim.
    Çocukları ve seni öpüyor sıkıca kucaklıyorum. İyisin iyi. Öyle değilmiş gibi hissetsen de aslında içinde iyi olduğunu biliyorsun.
    Bizi huzursuz eden bu mu yoksa?

    YanıtlaSil
  2. çok güzel bir yazı olmuş bu. ben de sevmiyorum büyük şehri, nispeten küçük bir şehirde yaşıyorum ve çok da memnunum. umarım sen de bir gün rahatına kavuşursun

    YanıtlaSil
  3. Ruhdağım, defalarca okudum yorumunu cevap yazamadım.Hayat ne garip değil mi. Ben mesela Mahir e hamile kalırken bile bin kere tereddüt ettim. Anne olmaktan yana dünyanın gidişatından yana hep endişelerim vardı. Hala da var aslında. Sen de Ege den sonra çok ara vermezsin diye düşünmüştüm hep.Düşündüğümüz gibi olmuyor işte bazen hayat.

    İçim çürüyor demişsin. Öyle söyleme ne olursun. Çok güzel bir çocuk yetiştiriyorsun. O başlı başına sebebi içindeki umudun. Ama şu erteleme işini bıraksan. Kendin için bir şeyler yapmaya başlasan ucundan.

    Aslında dediğin gibi konuşsak ya. Benim 3 çocuğu toparlayıp çıkmam epey bir zaman alıyor. Gittiğimiz yerde de ev sahiplerini korkutuyoruz. O yüzden sen bir h.sonu alıp Ege yi atlayıp gelsen ya. Ne güzel olur. Bekliyorum en kısa zamanda.

    YanıtlaSil
  4. Ne güzel Coraline. Küçük şehir hepimizin özlemi. İnşallah hepimiz özlemini çektiğimiz ertelediğimiz o hayatlara kavuşuruz bir gün.

    YanıtlaSil
  5. Köyde çok yılan gördüm,özellikle bizim bahçe yılan kaynıyordu çünkü yılanlarla dolu bir göle bakıyor evimiz...Yunus yılanların içinde korkmadan yüzdü bu yaz...Yazın köyümüze gidiyoruz
    iki ay yetmiyor,istiyorum ki hep orada kalayım...Senin için köyü anlatacağım bloğumda...sevgilerle...

    YanıtlaSil
  6. Yılanlardan korkuyorum. Yani korku değil belki ama soğuklar mı ne ürperiyorum işte. Yok yok bayağı tırsıyorum ben yılanlardan. Köydeki evin fotoğrafını da gördükten sonra köy yazısını heyecanla bekliyorum

    Sevgiler.

    YanıtlaSil