Bir garip dönemden geçiyoruz. İlk değil ne acı son da
olmayacak. TV olmayan haftada bir gazete alınan bir ev bizimki. Ama bunlar uzak
kalmaya sebep değil. Elimizde o akıllı telefonlar. Ekranda akıp giden haberler.
Bir keresinde Mahir denk geldi twitterda açtığım bir fotoğrafa bakıyordum. Pat
diye gelip elimden aldı telefonu. Israrla sordu anne ne olmuş ne olmuş diye. Hiçbir
şey diyemedim. Kendime bile yaşananları izah edemezken ona ne diyeceğimi bilemedim.
Şu ana kadar hiçbir eyleme katılmamış siyasi bir görüşü
olmayan 90 kuşağı kardeşim bile direnişçi oldu. Zaten hareketin/direnişin büyük
çoğunluğunu onun yaşıtları oluşturuyor. Starbuckstan
çıkmayan o gençlik Starbucks karşıtı olmuştu. Bu bile tek başına bir devrimdi
bence. Ama eylemin tutarlığı ve devamlığı benim için önemli olan. Bundan sonra
günler ne getirir çok belirsiz. Güzel günler görmeyi umut ederek devam
yaşamaya.
Tüm bunlar olurken biz izole bir yaşamın içindeydik. Mayıs
ın sonlarında köy hayatımıza geçiş yaptık. Geçen sene gibi değil bazı şeyler.
Geçen sene ikizleri hamağa atıp Mahir le bahçede keşif turları yapardık. Sonsuz
olmasını istediğim doğum iznindeydim. Şimdi çalışıyorum, ikizler ayaklandılar
ve dünyayı keşfetme derdindeler. Yaşadığımız yer hala çok sessiz. Sabahları
Nazım ın çığlıklarıyla-evet ağlayarak ya da neşeli bir tonda uyanmıyor- çabuk
beni yataktan çıkarın çığlıklarıyla uyandığımda ilk gördüğüm ceviz ağacının
camımıza uzanmış yaprakları oluyor. Tabii lay lom aman da ceviz ağacı görerek
uyandım diye Polyanna kıvamında olmuyorum. Saat henüz 5,45 oluyor ve ben uykumu
almadım mızmızlanmalarıyla güne başlıyorum. Nazım ı kuzuya devredip uyumaya
devam edemediysem bahçeye çıkıyoruz. Hava serin yerler ıslak oluyor. Nazım la
bol bol kuşlara sesleniyoruz. Sonra 2 ev ötemizden horoz sesleri geliyor.
Onları dinliyoruz. Beslediğimiz köpeklere mama veriyoruz. Nazım neşeden
deliriyor. Sonra bir kedimiz var hiçbir şey beğenmeyen şımarık bir
zilli.-Sıdıka mız artık babaanne ile yaşıyor-
Ona da yine beğenmeyeceği bir şeyler verip içeri giriyoruz. Çünkü bu
sefer Nidal sesleniyor. Anniii diye uyandım beni de alın modunda. Mahir de
uyanıp kadro tamamlanınca kahvaltı faslına geçiyoruz. Sonrasında ben yine geç
kalarak evden çıkıyorum. Artık iş ev arası 12dk değil geçmem gereken bir köprü
var ve ben her seferinde daha fazla geç kalıyorum. Yolda giderken önüme inekler
çıkıyor. Onlarla selamlaşıyoruz. Tavuklar görüyorum. Dut toplayıp sepetlere
koyup satan çocuklar bekliyor yol kenarlarında. Rutin iş mesaisinden
sonra koşturarak eve geliyorum. Sabah gördüğüm ineklerin yeni sağılmış
sütlerinden alarak. Ve o şapşal tavukların taze yumurtalarını da unutmadan.
Eve girdikten sonra hiç oturamıyorum galiba. Önce biraz
yürüyüş yapıyoruz. İkizler kucağımızda Mahir yürüyerek eşlik ediyor. Sürekli
arabalardan, uçaklardan, güneşten, aydan bahsediyor. Biz onu dinliyoruz kuzuyla. Hep bir şaşkınlık
nidası eşliğinde. Sonra eve gir yemek ye yedir uyut derken tam pilimin bittiğini
düşündüğüm anda kuzuyla bahçede sivrisinekler ve yıldızlar eşliğinde oturup
hayal kuruyor oluyoruz. Bazen gündemden konuşuyoruz. Hiçbir yere
varamayacağımızı bilerek. Bazen kızıyoruz birbirimize. Ertelediğimiz şeyler
için. Böyle geçiyor günler. Tüm bu hengâme
içinde annemin bizimle olması en büyük hediye. Kuzunun artık evden çalışıyor
olması da. Ama yine de hep bir yetersizlik hali. Bu da insan olmanın gereği.
Bu hafta kümes yapmaya başlayacağız tavuklarımızı ayarladık
gibi bir şey. Çocukluğumdan kalma en güzel anıdır. Köye gittiğimizde kümeste ya
da bahçenin kuytu köşesinde bulduğum yumurtalar. Mahir in ve ikizlerin de bu duyguyu
yaşaması en büyük isteğim.
Böyle geçerken günler buraya not düşmek istedim. Gelecek
günlerin nasıl olduğunu kestiremediğimden yarın öbür gün dönüp okumak için. O
ceviz ağacı hala aynı yerde olur mu. Tavuk hayallerimiz gerçek olur mu. Araba
bile girmeyen sokağımız zengin müteahhitlere peşkeş çekilmeden böyle bir
bahçemiz hayallerimiz vardı diye hatırlayabilmek için.


Merhabalar,
YanıtlaSilBloğunuzu yeni keşfettim ve çok beğendim :))))
Sizi izlemeye aldım, bana da beklerim,
http://fatoscatadlar.blogspot.com/
Güzel paylaşımlarda tekrar görüşmeyi diliyorum.
İzmir'den kucak dolusu sevgiler...