19 Haziran 2013 Çarşamba

Günlerin getirdiği



Bir garip dönemden geçiyoruz. İlk değil ne acı son da olmayacak. TV olmayan haftada bir gazete alınan bir ev bizimki. Ama bunlar uzak kalmaya sebep değil. Elimizde o akıllı telefonlar. Ekranda akıp giden haberler. Bir keresinde Mahir denk geldi twitterda açtığım bir fotoğrafa bakıyordum. Pat diye gelip elimden aldı telefonu. Israrla sordu anne ne olmuş ne olmuş diye. Hiçbir şey diyemedim. Kendime bile yaşananları  izah edemezken ona ne diyeceğimi bilemedim.

Şu ana kadar hiçbir eyleme katılmamış siyasi bir görüşü olmayan 90 kuşağı kardeşim bile direnişçi oldu. Zaten hareketin/direnişin büyük çoğunluğunu onun yaşıtları oluşturuyor.  Starbuckstan çıkmayan o gençlik Starbucks karşıtı olmuştu. Bu bile tek başına bir devrimdi bence. Ama eylemin tutarlığı ve devamlığı benim için önemli olan. Bundan sonra günler ne getirir çok belirsiz. Güzel günler görmeyi umut ederek devam yaşamaya.



Tüm bunlar olurken biz izole bir yaşamın içindeydik. Mayıs ın sonlarında köy hayatımıza geçiş yaptık. Geçen sene gibi değil bazı şeyler. Geçen sene ikizleri hamağa atıp Mahir le bahçede keşif turları yapardık. Sonsuz olmasını istediğim doğum iznindeydim. Şimdi çalışıyorum, ikizler ayaklandılar ve dünyayı keşfetme derdindeler. Yaşadığımız yer hala çok sessiz. Sabahları Nazım ın çığlıklarıyla-evet ağlayarak ya da neşeli bir tonda uyanmıyor- çabuk beni yataktan çıkarın çığlıklarıyla uyandığımda ilk gördüğüm ceviz ağacının camımıza uzanmış yaprakları oluyor. Tabii lay lom aman da ceviz ağacı görerek uyandım diye Polyanna kıvamında olmuyorum. Saat henüz 5,45 oluyor ve ben uykumu almadım mızmızlanmalarıyla güne başlıyorum. Nazım ı kuzuya devredip uyumaya devam edemediysem bahçeye çıkıyoruz. Hava serin yerler ıslak oluyor. Nazım la bol bol kuşlara sesleniyoruz. Sonra 2 ev ötemizden horoz sesleri geliyor. Onları dinliyoruz. Beslediğimiz köpeklere mama veriyoruz. Nazım neşeden deliriyor. Sonra bir kedimiz var hiçbir şey beğenmeyen şımarık bir zilli.-Sıdıka mız artık babaanne ile yaşıyor-  Ona da yine beğenmeyeceği bir şeyler verip içeri giriyoruz. Çünkü bu sefer Nidal sesleniyor. Anniii diye uyandım beni de alın modunda. Mahir de uyanıp kadro tamamlanınca kahvaltı faslına geçiyoruz. Sonrasında ben yine geç kalarak evden çıkıyorum. Artık iş ev arası 12dk değil geçmem gereken bir köprü var ve ben her seferinde daha fazla geç kalıyorum. Yolda giderken önüme inekler çıkıyor. Onlarla selamlaşıyoruz. Tavuklar görüyorum. Dut toplayıp sepetlere koyup satan çocuklar bekliyor yol kenarlarında. Rutin iş mesaisinden sonra koşturarak eve geliyorum. Sabah gördüğüm ineklerin yeni sağılmış sütlerinden alarak. Ve o şapşal tavukların taze yumurtalarını da unutmadan.




Eve girdikten sonra hiç oturamıyorum galiba. Önce biraz yürüyüş yapıyoruz. İkizler kucağımızda Mahir yürüyerek eşlik ediyor. Sürekli arabalardan, uçaklardan, güneşten, aydan bahsediyor. Biz onu dinliyoruz kuzuyla. Hep bir şaşkınlık nidası eşliğinde. Sonra eve gir yemek ye yedir uyut derken tam pilimin bittiğini düşündüğüm anda kuzuyla bahçede sivrisinekler ve yıldızlar eşliğinde oturup hayal kuruyor oluyoruz. Bazen gündemden konuşuyoruz. Hiçbir yere varamayacağımızı bilerek. Bazen kızıyoruz birbirimize. Ertelediğimiz şeyler için.  Böyle geçiyor günler. Tüm bu hengâme içinde annemin bizimle olması en büyük hediye. Kuzunun artık evden çalışıyor olması da. Ama yine de hep bir yetersizlik hali. Bu da insan olmanın gereği.



Bu hafta kümes yapmaya başlayacağız tavuklarımızı ayarladık gibi bir şey. Çocukluğumdan kalma en güzel anıdır. Köye gittiğimizde kümeste ya da bahçenin kuytu köşesinde bulduğum yumurtalar. Mahir in ve ikizlerin de bu duyguyu yaşaması en büyük isteğim.

Böyle geçerken günler buraya not düşmek istedim. Gelecek günlerin nasıl olduğunu kestiremediğimden yarın öbür gün dönüp okumak için. O ceviz ağacı hala aynı yerde olur mu. Tavuk hayallerimiz gerçek olur mu. Araba bile girmeyen sokağımız zengin müteahhitlere peşkeş çekilmeden böyle bir bahçemiz hayallerimiz vardı diye hatırlayabilmek için.



1 yorum:

  1. Merhabalar,
    Bloğunuzu yeni keşfettim ve çok beğendim :))))
    Sizi izlemeye aldım, bana da beklerim,
    http://fatoscatadlar.blogspot.com/
    Güzel paylaşımlarda tekrar görüşmeyi diliyorum.
    İzmir'den kucak dolusu sevgiler...

    YanıtlaSil