13 Nisan 2009 Pazartesi

Hayat var mı?








Bir yerlerde bittiği sanılırken bir yerlerde başladığı sanılan aslında ne biten ne de başlayan ama sürekli devam eden bir hayat var. Herkesin yaşadığı hayat mı yani? Bir yerlerde tek bir çocuğa bilmem kaç çeşit oyuncak alınırken öpüp sevilip koklanırken bir başka yerde bir yudum ilgiye muhtaç çocuk. Hangisinin hayatı gerçek. Özlem Tekin ‘herkes şanslı doğmuyor’’ diye haykırırken ben de yeni yetme ergen triplerinden kurtulamamış yetişkin çocuk olarak ona son ses eşlik ediyordum. Şans yetiyor mu tüm bu olanları açıklamaya. Kader nerede giriyor devreye. Yolu çizen kim.

Bu sorular eşliğinde çıktım sinemadan. Sinema salonundaki diğer birkaç kişi daha film bitmeden mız mızlanarak çıktılar salondan. Keşke Güneş’i Gördüm’e gitseydik diyordu yanındaki arkadaşına dip boyasının zamanı geçen sarı/kahve saçlı kız.
Kuzu da suratını asıp susunca ben sorularla baş başa kaldım. Reha Erdem’in diğer filmlerini severek izlemiş biri olarak mideme yumruk yemişim hissi tüm gece devam etti. Hayat neydi. Tüm bu yaşadıklarımız mı dolduruyor Hayat ın içini. Hayat var mıydı? Sevgisizlik ne kadar can yakıcıydı. Bir yudum sevgi miydi hayatı yaşanır kılan. Sevgisizliğin vardığı son nokta neresi diye sorarken filmden bir replik uçuşuyor zihnimde.

-Abi benimle evlenir misin?


Filmden öncesi Pazar sabahı ve Cumartesi dinginliği. Kuş seslerini kurbağa sesleri bastırdı. Derenin coşkusu hepten başkaydı. Gece yıldızları saydım. En son 32’deydim. Yine karıştı. Hayat ın olduğu bir yerlere kaçtık. Oralarda hayat vardı. Sahi burada Hayat var mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder