Sondan başlayalım bakalım.
Nasıl başardım bilmiyorum ama bir gün içerisinde zatürre oldum. Doktor ciğerler kötü bir film isteyelim deyince doktor abartısı deyip aldırış etmedim ama sonuçlar gelipte teşhis konulunca tırsmadım desem yalan olur. Hem hasta hem anne olmak ayrı bir zor tabii göz kapaklarımı açmaya bile takatim yokken Mahir'i emzirmek öyle zor geldi ki ilk gece. Doktora gidip serum yiyince biraz ayıldım. İlaçlar süte geçip sütü acılaştırabilirmiş. Mahir'in sütü bırakmaması için bol bol meyve suyu içip tatlı yemeliymişim. Cumadan beri annemdeyiz.Annem beni bakıma aldı sürekli bir şeyler tıkıyor ağzıma.Bu arada evde bir saat kesintisiz uyumayan Mahir hasta diye annesine mi acıdı yoksa anneannesinde mi rahat ediyor normal çocuklar gibi uyuyor. Eve gittiğimizde bu halinin devam etmesi tek umudum.
Perşembe sabahı kabus olmasını dilediğim ama gerçekliği ile akıl kuşunu uçuracak kadar beni korkutan bir sabahtı. İnsan olumsuzlukları kendi çağırıyor. Mahir dünyaya geldiğinden beri aklımdaki tek korku onu düşürmekti. Paranoyak bir şekilde sürekli ya elimden kayarsa ya gece uykum ağır gelirde düşürürsem diye kafamda kurup duruyordum. Mahir 1 saat kesintisiz uyumadığı gibi sabah 5'ten sonra öğlene kadar kesinlikle hiç uyumuyor. Perşembe sabahı da bir türlü sakinleşmeyince salıncağına koyayım dedim. O kadar şiddetli ağlıyordu ki sürekli ayakları ile kendini yukarı itiyordu. Düzeltmemle bir kaç saniye sonra kendini yere atması bir oldu. Salıncağın altına bir kaç saniye bakamadım. Sanırım hiçbir şey karşısında kontrolümü bu kadar kaybetmedim. Ben ağlayarak onu kucağıma alınca o da tabii deli gibi ağlıyor. Panik olan Sıdıka üstümüze atladı. Patilerinden Mahir'in bacakları benim de ellerim nasibini aldı. Delirmenin eşiğinden döndüm galiba. Uzun bir süre kendime gelemedim. Garibim kuzu uyku sersemliğiyle Mahir in ağlamasına mı karısının dellenmesine mi yansın. Hastane ultrason derken bir şeycik yok dedi doktorlar. Ama yaşadığım korku aklımın resmen beni terkedecek kadar sınırları zorlamasının sersemliğini hala atamadım.
Cuma günü şapşal Sonya'nın doğumgünüydü. Hala annemlerdeyiz kuzu her gün gidip kızlarla oynuyor mamalarını veriyor. Özledim cadıları.
Sonya maymunu bu hafta bizi bayağı korkuttu. Çarşamba akşamı Sonya cadısı balkonda yatıyordu. Biz de mutfakta yemek yiyoruz. Yemek, çay, Mahir'i uyutma faslından sonra birazcık uyuyayım dedim. Bir saat sonra kuzunun sesine uyandım. Sonya'yı bulamıyorum dedi. Nasıl yaa oldum tabii ben, çünkü bu cehennem sıcağında balkon camlarını açamıyoruz diğerlerinde zaten sineklik var kaçacak bir yeri yok. Bütün evi aradık apartmanın içine baktık kuzu sokağa indi bakındı Sonya yok. 3 saat geçti ben evin içinde dolanıyorum bir ara balkona çıktım Sonya ile göz göze geldim. Yan taraftaki evin çatısında. Balkonun camındaki avuçiçi kadar boşluktan sen kaç oraya. Geri de gelemiyor maymun. Gel kızım diyorum korkmuş şapşal öyle bakıyor. Çatıda durduğu yerde minicik. Ben başladım ağlamaya.-Ne kadar meyyalim ağlamaya- Kuzu aşağıya indi dolaşıp evin arkasından alayım diye, yok hatun kayboldu ortadan. Tüm sokağı aradı taradı yer yarıldı yerin içine girdi sanki. Artık vazgeçtik aramaktan ben balkon camını açtım belki geri gelir diye. Tam uykuya dalmıştımki mırr sesine uyandım. Korkudan da saklanıyor. Öpüştük koklaştık ayaklarını yıkadık binbir nameyle. Dışardayken bir yaramazlık yapmamıştır inşallah. Yaptıysa da çıkar kokusu.
Böyle işte çocuğun mu var derdin var şekerim. Her annenin yaşadığı o mucivezi ulvi annelik duygusu bizim eve bir türlü gelemedi. Ben de mi var bir beceriksizlik yoksa normal süreç mi bilemiyorum ama Mahir'in bitmeyen ağlama ve uykusuzluk krizleri hiç öyle annelik süper harika bir şey moduna sokamadı beni. ..
Sıdıka'mızla ilgili konuyu da netleştirelim. Mahir geldiğinde kıskanmasını zaten bekliyorduk. Ki biz ilgimizi kesmememize rağmen ben Mahir'i emzirirken karşıma dikilip sert sert bakıyor ya da küsüp gidiyordu. İlk bir kaç gün yatağımıza almak istemesek te 3. gün 2 kişilik yatağımızda Sıdıka Sonya ve Mahir ile yatmaya başladık. Sonya nın zaten dünya umrunda değil. Ama Sıdıka Mahir'e karşı gayet sakindi. Yanından geçerken çok dikkatliydi. Ama ağlayınca çok panik oluyordu. Bir iki kez alnını yaladı o ağlarken. Mahir ağlarken bize ters ters bakıyor miyavlıyordu. O günkü paniği üstümüze atlayıp tırmalaması sanırım Mahir'in ağlamasındandı.Tedirgin oldu güzel kızım. Sıdıka saldırgan bir kedidir deyipte kızıma haksızlık etmeyin diye bu açıklama.
Neyse Güzin Ablaya mektuplar tadındaki yazılarımız devam edecektir. Benden tavsiye bir süre bu bloğu ziyaret etmeyiniz.
Al birini vur ötekine :)
YanıtlaSilTek olmadığımı bilmek içimi rahatladı. Zira bizim evin de sizden farkı yok.
Mahir'e hususi selamlar. Sıdıka'nın Mahir'in alnını yalamasına bayıldım :)
Sıdıka'ya bilhassa selam :)
Geçecekmiş bu dönem ustalar öyle diyor vardır bir kerameti. Sen ne güzel emziriyorsun, ya ben? Halen atamadım eksik anne sıfatını üstümden. Oğlumun annesi Milupa gibi geliyor :(
sonunda ses geldi:) geçmişler olsun heidi'm gelip sana bakasım var benim sen böyle şeyler yazdıkça. anne gibi bakamam ama olsun. böyle uzaktan izlemek sıkıntı verici oluyor. iyi davranın kendinize. öpüyorum çok
YanıtlaSilheidim, seni nasıl özledim anlatamam, anlattıklarını anlıyorum, senle ilgili pürüzler değil bunlar, olağan haller...
YanıtlaSilsenin sağlığına takıldım ben, nasıl oldu o şimdi durduk yerde. hay allah. en kısa zamanda iyileşiyor olduğuna dair haberleri almak istiyorum.
Ruhdağı,
YanıtlaSilGeçecek miş tek tesellimiz ve umudumuz bu. Süt için kendine haksızlık etme lütfen. Sağlıklı olsunlar yeter ki. Ben de hiç emmemişim annemi. Hiçbir kronik hastalığım vs. de yok çok şükür.
Meloşum,
Şu sıra tek isteğim bu. İyi oldum ama birileri gelip baksın bana çay yapsın yemek pişirsin istiyorum.
Cellocum,
Ben de seni özledim. İyiyim ben çok şükür Bunaltıcı sıcaklar çarptı galiba beni.
Sevgiler.
sana çeşit çeşit bitki çayları yapayım ben:)
YanıtlaSil