28 Nisan 2011 Perşembe

Kaybedenler Kulübü ve Zorunlu Eğitim

Kaybedenler Kulübü' nden bahsederken bir arkadaş -depresan olabilir bu arkadaş kişisi- dedi ki; Bohem bir hayat yaşayacak kadar zengin değilim.' 

Sonra 'Zorunlu Eğitime Hayır' kitabına başladım arada bir beğendiğim tespitleri kuzuya aktarıyordum o da dedi ki; Anarşist olacak  kadar zengin değiliz'...

Ben de hayata başkaldırmak ve para arasındaki denklemi çözmeye çalıştım. Ama beceremedim. Zaten matematiğim hiçbir zaman iyi değildi. Hem biliyor musun ilkokul 3.sınıfın 2. dönemine kadar ben okula her gün ağlayarak gittim. Artık ablamın canına tak etmişti ve benimle gelmek istemeyip hep karşı kaldırımdan yürüyordu. Sonra galiba annemin pes etmeyeceğini idrak edip ağlamaktan vazgeçtim. Tam okula ısınıyordum ki 4. sınıf başladı. Ve küme kavramı ile tanıştım. Sanırım amaç; ekip çalışmasına yatkın kılmaktı bizleri. Tüm sınıf kümelere bölünmüştü ve ben bölünmüş kümelerden birinin başkanıydım. Ekip çalışması denilen şeyden o günden beri nefret ederim. Neyse ne diyorduk Kaybedenler Kulübü... Ben filmi beğenmeyeceğimi düşünerek izledim ve beğendim. Uç bir nokta da olsa da hayatın özetiydi işte. Nedir ki yani, yaşıyoruz, aşık oluyoruz, sevişiyoruz, özlüyoruz, ağlıyoruz, kaybediyoruz, yalnızız... Sonuç kısmı hiçbir zaman değişmiyor. 

Ne demiştik ben ilk 3 yılın 2.dönemine kadar okula ağlayarak gittim. Nedenini hiç bilmiyordum okulla ilgili kötü bir hatıram yoktu, başarılı bir öğrenciydim ama tek isteğim okula gitmemekti...

Gelelim kitaba...Catherine Baker anarşist bir teyze. Okula eğitime ota boka karşı...Kızını okula göndermiyor ve kızı 14 yaşına gelince  okula yollamama gerekçelerini ona anlatmak için kitap yazıyor.Ben de kendimi bildim bileli kurum eğitimine karşıyım ve Mahir'i okula göndermemek gibi hayallerim var-dı- ama o hayali gerçekleştirecek cesaretim yok. Böyle bir karar verip adım attığımda tüm hayatımı ona göre düzenlemeliyim, onun öğretmeni ben olmalıyım, ya da özel hoca tutmalıyım, ona okulun sunacağı arkadaşlık ortamını, asgari sosyal çevreyi vs. sunmam gerek. Ya benim bu kararımı yargılarsa yalnız ve mutsuz bir çocuk olursa… Okula giderse daha anaokulunda başlayan saçma sapan kurallar, yılsonu müsamereleri gibi zırvalıklar, şifreli sınavlar... Sevmediği bir işten emekli olmayı bekleyen milyonlarca insandan biri olursa...
 Bu arada geçen gece rüyamda; Tayyip ÖSYM başkanını görevden alıyordu. İstifa etmen için çok bekledik ama madem istifa etmiyorsun biz seni kovarız gibi bir şeyler söylüyordu... Rüya olacak kadar saçmaydı işte. Adalet sistemi sadece rüyalarımda işliyor...Ki ben pek sık rüya görmem...

Neyse kitaptan alıntılarla sizi yalnızlığınızla baş başa bırakıyorum.. Kitabı daha bitirmedim. Catherine Teyze arada bir fazla uçuk gelse de genel olarak güzel tespitler yapmış ama işte pratikte nasıl olur bu işler bilemiyorum. Alıntıları okurken fonda çok sevdiğim Cenk Taner  şarkısı olsun...Param olsaydı gelir miydin benimle....desin..


           .....

Evet, herkes okuldan korkar.
Ordudan, hastaneden, mahkemeden de… Çünkü bu kurumlar felaketlerin ve acıların habercisidir.

….

Bir okulun ya da bir kışlanın bünyesinde kalıp ona karşı tavır almak olanaksızdır. Çünkü kurumlaşmış ilişkiler, kendilerine karşı çıkan hareketleri de lekeler.. Çünkü karşı olmak köleliğin başka bir biçimidir. Tek yol 'DIŞINDA KALMAK'tır..

…..

Yalnızca yemek yeme hakkını elde etmek için bile çalışmak zorundayız. Yoksullar ‘‘ne iş olsa yapabilir’’ler ancak, insan olmaya layık bir insan, kendine bir meslek edinmelidir. Çok az sayıda meslek, insanın bütün bir yaşam boyunca her gün çalışarak kendini yetkinleştirmesini gerektiriri. Ya diğerler? Eğitimle kazanılan profesyonelliğin bireylere yararı olduğunu kim iddia edebilir? ‘‘ Her şeyi öğrenme gerekliliği’’ni ortadan kaldırmaktan başka… İnsanların içine düştüğü bu korkunç bunalımın kaynağı, onlara bir meslek, tek bir meslek tahsis eden okuldur. Ve koskoca bir yaşam boyunca tek bir iş yapmak ne dar, ne iğrenç! İnsanoğlunun cennete inandığı çağlarda belki… Ama ya bugün? Nasıl katlanabiliyorlar. Tanrım? Bütün bir yaşamı zavallı bir mesleğe hapsedip sonra ölüp gitmeye nasıl dayanabiliyorlar?

.....
 Eski dost Freud’un akıl verdiği endişeli annelerden ne farkımız var; ‘‘ Telaşlanmayın lütfen sevgili bayan, ne yaparsanız yapın sonu kötü olacak.’’ Evet, sonu kötü olacak…Ama gel biz bugün yaşadıklarımıza bakalım. Bugünü ele alalım.

2 yorum:

  1. 'Anarşist olacak kadar zengin değiliz.' Sevgili Kuzu abinin 'İnsanı geliştiren ihtiyaçlarıdır.' özlü sözünün yanına bunu da kırmızı defterime kaydettim. Böyle giderse kendisinden arakladığım sözlerle bir kitap çıkarabilirm haberiniz ola...

    YanıtlaSil
  2. Telif haklarıdır vs. konularda anlaşırsak neden olmasın Sevgili Esra. Napar ne edersin haber uçur hele.

    YanıtlaSil