Sevgili Depresan,
Umuma açık bir mektup yazıyorum diye kızma bana.Böylesi geldi içimden. Hem nasıl olsa Tayyip bir kaç aya kadar tüm yazdıklarımızı yok edecek. Sonrasında sıra düşüncelerimize gelecek. Zaten düşünmek yasak bu ülkede. Ama işi daha ileri boyutlara götürüp beynimize bir şeyler bağlayacaklar ve içimizden düşünmemiz bile yasak olacak. Neyse bu bir doğum günü yazısı böyle olumsuz şeylerle başlamamalı.
Hadi her nostaljik yazı gibi tanıştığımız güne gideyim diyeceğim ama net olarak öyle bir gün yok galiba. Lisede arka sıralarda dünyanın en mutsuz insanı olduğunu düşünen klasik bir ergen tadında karalar bağlamış ben, elinde her daim 3-4 kitapla mutlu mutlu ortalıklarda gezinen,herkesle bıcır bıcır konuşan sevgi böcüğü sen. En azından dışarıdan görünen durum buydu. Ben çaktırmadan seni izlerdim. Hımm ne okuyor acaba diye. Bir gün senin yanıma gelip pat diye masama sayfası açık bir kitap bırakıp, ben bu şiiri çok sevdim demenle başlayacaktı her şey…
Kitap, şiir, Yeni Türkü, Bülent Ortaçgil, fotoğraf, tütsü kokusu, öd kokusu, ebru, festival, mektup, kurabiye, çikolata, dondurma, Cihangir,Üsküdar bunlar hep seni bana hatırlatan.
Ergenliğim geçmek bilmeyip hepten uyuza dönüştüğüm üniversite yıllarımda, sabırla yazdığın mektuplar, hiç dönüş yapmadığım aramaların, benim bile benden sıkıldığım anlarda bana katlanışların…
Depresan’la ilgili tek bir an deseler, fotoğraf karesi gibi hep aklımda, bizim eve elinde fotokopi bir şiir kitabı ve kocaman bir heyecanla gelişin..Çok anlamlı ve kutsal bir an benim için…
Hayatıma kattığın tüm incelikler ve güzellikler için teşekkür ederim.Açtğın aydınlık kapılar için… İyi ki de doğdun.. Şiir, umut, aşk dolu nice güzel yılların olsun.
Heidi
Umuma açık bir mektup yazıyorum diye kızma bana.Böylesi geldi içimden. Hem nasıl olsa Tayyip bir kaç aya kadar tüm yazdıklarımızı yok edecek. Sonrasında sıra düşüncelerimize gelecek. Zaten düşünmek yasak bu ülkede. Ama işi daha ileri boyutlara götürüp beynimize bir şeyler bağlayacaklar ve içimizden düşünmemiz bile yasak olacak. Neyse bu bir doğum günü yazısı böyle olumsuz şeylerle başlamamalı.
Hadi her nostaljik yazı gibi tanıştığımız güne gideyim diyeceğim ama net olarak öyle bir gün yok galiba. Lisede arka sıralarda dünyanın en mutsuz insanı olduğunu düşünen klasik bir ergen tadında karalar bağlamış ben, elinde her daim 3-4 kitapla mutlu mutlu ortalıklarda gezinen,herkesle bıcır bıcır konuşan sevgi böcüğü sen. En azından dışarıdan görünen durum buydu. Ben çaktırmadan seni izlerdim. Hımm ne okuyor acaba diye. Bir gün senin yanıma gelip pat diye masama sayfası açık bir kitap bırakıp, ben bu şiiri çok sevdim demenle başlayacaktı her şey…
Kitap, şiir, Yeni Türkü, Bülent Ortaçgil, fotoğraf, tütsü kokusu, öd kokusu, ebru, festival, mektup, kurabiye, çikolata, dondurma, Cihangir,Üsküdar bunlar hep seni bana hatırlatan.
Ergenliğim geçmek bilmeyip hepten uyuza dönüştüğüm üniversite yıllarımda, sabırla yazdığın mektuplar, hiç dönüş yapmadığım aramaların, benim bile benden sıkıldığım anlarda bana katlanışların…
Depresan’la ilgili tek bir an deseler, fotoğraf karesi gibi hep aklımda, bizim eve elinde fotokopi bir şiir kitabı ve kocaman bir heyecanla gelişin..Çok anlamlı ve kutsal bir an benim için…
Hayatıma kattığın tüm incelikler ve güzellikler için teşekkür ederim.Açtğın aydınlık kapılar için… İyi ki de doğdun.. Şiir, umut, aşk dolu nice güzel yılların olsun.
Heidi
Heidi'm ,
YanıtlaSilHayatta bir suru insanla tanisiyoruz, kaynasiyoruz, cok seviyoruz ama beraber buyumus olmak bizi farkli bir yerde tutuyor. Bazen seninle konusurken 16 yasima donuyorum mesela. O bicir bicir yerinde duramayan cocuk oluyorum yeniden. Simdilerde o halim cok fantastik gelse de, o kizi yeniden buluyorum; kirilmamis, yenilmemis, umutlu cocugu..
Bugun mesela mutluluktan gozlerim doldu, kendi kendime dedim ki eger hep boyle olacaksa yaşlanmak ta guzel..
Umarim gelecek gunlerimizde de birbirimize anlam katmaya, birbirimize şahit olmaya devam ederiz.. Saglikla, mutlulukla, huzurla..
Teşekkurler..