21 Temmuz 2011 Perşembe

Son günler






Sonyam güzel anılar, beraber çekilmiş aile fotoğrafları,kocaman bir acı,bolca gözyaşı bırakıp gitti...Sonya'mın gittiği gün ben onu almaya gidecektim. Arkadaşım 3 aylığına yurtdışına gidecekti ve ben tetiklenecek tüm alerji risklerini göze alıp kızlarımla 3 ay geçirmenin hayaliyle uyumuştum o gece. Sonra haber geldi....
İnsanın çocuğu olunca çok ağlayamıyor. Bırakamıyorsun kendini. Karşında şaşkın gözlerle sana bakan kötü bir şeyler olduğunu hisseden biri olunca kendini toparlamak zorunda kalıyorsun. Kuzu gitti Sıdıka'yı getirdi. Yavrum ilk gün çok kötüydü. Hem Sonya'nın yokluğu hem değişen  ev. Geceleri ağlar gibi sesler çıkardı, gündüzleri bir şey yemedi. 3 gün sonra biraz daha düzeldi. Tabii ilk hafta kabus gibiydi. Sonya'nın acısı bir yandan, birde üstüne Sıdıka'nın gelmesiyle oğlanın da benimde alerji durumları tavan yaptı. Bir ara hapşurmaktan uyuyamıyordum. Ve maalesef ki Sıdıka onu odaya almadığımızda huysuzlandığı için 2 kişilik yatakta 4 kişi birden uyumaya başladık. Sıdıka'nın durumu hala meçhul. Arkadaşla konuşamayacak kadar kötüydüm o giderken. Dönüşte Sıdıka'yı alacak mı hiçbir şey söylemedi. Esasen evet tatile gitti dönüşte alacak ama galiba ben içten içe onu ihmalkarlıkla suçladığım için vermeyi de pek istemiyorum. Ama arkadaş gelinceye kadar bile Sıdıka bizde kalırsa naparız alerji durumlarını onu da bilemiyorum. Kafam karmakarışık...


Bunun dışında günler sıcağın rehavetiyle gölge altlarında yapılan kahvaltılarla, varlığı mutlu eden arkadaş sohbetleriyle geçip gidiyor. Kitap okumuyor olmaktan rahatsızım. Ama sanırım bu durumu değiştirmeye gücüm yok. Mahir hepten uykusuzluk dönemine girip gece 15dk bir uyandıkça uykuya hasret bünye akşamları çok verimli geçiremiyorum.





Mahir doğduğundan beri gezmeye pek alışkın olsa da ciddi anlamda ilk trekkingini yaptı.Yolun bir kısmını babasının kucağında uyuyarak geçirse de zirvede uyandı.







 Ablam Asos tatili dönüşü bana damla sakızlı türk kahvesi getirdi. Ayağının tozuyla da yeni bir kaçamak planı yaptı. Ben de peşine düşmeyi düşünüyorum.Hafta sonu burada olacağız.


Küçük bir kaçamak yapıp kafamı boşaltıp dönmeyi umud ediyorum. 

Bu küçük hanım bugünün güzeli. Az önce işyerine gelirken sokağa girer girmez farkettim. Arabayı zınk diye durdurup indim. Daha ben iner inmez hopp kucağıma geldi. O kadar aç ki nasıl aranıyor. Bagajdan mama çıkardım. Hapur hupur yemeye başladı onun çıkardığı keyif seslerini duyan kapkara bir yavru daha geldi. Çok güzellerdi. Eve götürmemek için kendimi çok zor tuttum.



Günler böyle geçiyor. Siyasi oyunlar, şike dalgaları, genç yaşta hayata hasret gidenler, onların arkasında kalanlar, her gün dozu artan kadına şiddet ...Bunları görmüyor değiliz elbet ama yazmak içimden gelmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder