11 Ocak 2010 Pazartesi

İnsanlar yaşadıkça neler görüyorlar değil mi?







Selendi’nin bendeki karşılığı. Keyifli bir yolculuk. Birkaç saatlik uyku. O zamana kadar gördüğüm bütün ilçelerden farklı bir ilçe. Güleryüzlü insanlar.Güzel bir kır  düğünü.

 Kuzu ile bir akşam otururken, kuzu sanki o an aklına gelmiş gibi yaa yarın akşam benim bir arkadaşımın düğünü var ama gidemeyiz diye söylemedim dedi. Niye gidemeyiz ayol bana yolculuk de yeter ki dedim. Uçak fiyatlarının çok uçuk olduğunu görünce Cumartesi gecesi birkaç saat uyuyup sabaha karşı düştük yola. Çok keyifli bir yolculuğun ardından vardık Selendi’ye. Gelin ve damat yoğun olduklarından arkadaşları bizimle ilgilendi. Düğün saatine kadar takılabileceğimiz bir eve götürdüler bizi. Çok şeker ve misafirperver bir teyze bize yemekler hazırladıktan sonra uyuyabileceğimiz bir oda gösterip ortadan kayboldu. Uyku sonrası dışarı çıkıp biraz dolaştığımızda karşımızda gayet şirin ve güleryüzlü insanlarla dolu bir ilçe vardı. İlçede dolaşırken Atatürkçü Düşünce Derneği dikkatimi çekti. Daha önce Karadeniz'i ve Doğu’yu az buçuk gezmiş biri olarak ilçelerde hatta şehirlerde bile pek görmemiştim. Neyse sonra misafir kaldığımız evin her odasında Atatürk posterleri ilgimi çekti. Uzun lafın kısası gençleri de yaşlıları da gayet modern olan, kimsenin kimseyi yargılar bir şekilde bakmadığı bir yerdi Selendi. Akşamda eğlenceli bir düğünden sonra yine düştük İstanbul yollarına. Selendi güzel bir anı olarak kaldı hafızamda. Ta ki son birkaç gündür basına yansıyan haberlere kadar. Olayın arka yüzünü tam olarak anlamak mümkün değil. Her gazete ayrı bir şey söylüyor. Fakat sonuçta üzücü olan bir şey var ki; insanlar yıllardır yaşadıkları bir şehirden ayrılmak zorunda bırakıldılar, sürgün edildiler. Her şeyi geçtim yani onca emek, ev, arabayı da çocukların geride kalan kuşlarına ve köpeklerine üzülmeleri beni çok yaraladı. Selendi halkının gerekçesi; bu insanlar içki içiyorlar küfrediyorlar mafya gibi yaşıyorlar. Bunu geçerli bir mazeret kabul etsek bile bu insanlar 35 yıldır sizinle yaşıyor komşuluk ediyor. Hangi süreçte nasıl azaldı tahammül duygunuz. Ülkenin her yerinde patlak veren aşırı milliyetçi tepkilerin sonu nereye varacak bilemiyorum.


ÇİNGENE’NİN GÖZYAŞLARI

Cumartesi kanlı bir tatildi eskiden Çingene’ye
Şimdiki cumartesiler arada kaldı oysa
Güzel bir yabancı olarak hatırladı kendisini
Bildiğimiz dünyaya ne olmuştu
Kimler ne bölmüştü hayatımızda

‘Çingene ağlıyorsun sen şimdi
İnsanlar yaşadıkça neler görüyorlar değil mi?’

Varsın güzel bir yabancı olsundu
Yeşil vagonunda seyahat etsindi
Yazlık sinemalara gitsindi
Giyinsindi, hızla BMW’sini sürsündü
Herkes kaçsın, o hep gülsündü

Ya da şimdiki gibi varsın ağlasındı
Bir gece yarısında hiç yapmadığı gibi
Bir kitaba sarılsındı bir insan yerine

Kimin umrundaydı

Ahmet Güntan


*Fotoğrafları Edirne'de çekmiştim.

2 yorum:

  1. Selendi'de olanlar hakkında ben de kötü hissediyorum kendimi, her ne olursa olsun insanların yuvalarından, yerlerinden yurtlarından kopmak durumunda kalmaları çok acımasızca geliyor...sonra diğer tarafı dinliyorsun acaba gerçekten böyle mi cerayan etmiştir diyorsun...öyle olsa bile bunun cezası "sürülmek" midir?
    Off çok iç karartıcı, bu gidişle topluca birbirimize girmiş, yumak olmuş vaziyette bulacağız kendimizi...

    Fotoğrafların çok güzel Heidi, yazılarına nasıl renk katıyorlar...

    YanıtlaSil
  2. Perencim;

    Herkes patlamaya hazır bir bomba gibi dolaşıyor ortalıkta. Her an kavga etmeye hazır.Tabi bunları tetikleyenleri de düşününce güzel günler görememekten korkuyor insan.

    Fotoğraflar sanki pc de daha güzel blogta sönük kalıyor. Tam çözemedim hiç anlamam zaten. Belki fon rengi ile ilgili bir şey. Beğenmene sevindim.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil