28 Ocak 2010 Perşembe

Ortaya Karışık




Önceleri kafamda yazmaz bloğa yazardım son günlerde kelimeler sürekli uçuşuyor kafamda ama yazmak gelmiyor içimden. Aslında yine yazmayacağım. Sadece kendimce bir şeyler karalayıp kaçacağım. Unutmamak için.

Günler çok hızlı geçerken karla birlikte her şeyi ağır çekim moduna aldım. Kartopu oynadım. Kızlar karı izlediler. Sürekli mırlayıp uyudular. Ufaklık hasta. Sıdıka'nın fazla sorunsuz haline alıştığım için panik oluyorum bazen. Hep hasta mı olur diye. Kusuyor ishali geçmiyor. Bakalım bugün ilaç verildi iğne yapıldı. Geçer elbet.

Kitap okuma düzenimi sekteye uğrattım. Öyle bir düzenim var mıydı? Bu h.sonu Duvar’ı konuşacağız hala okunmamış 2 öyküm var. Yıllar öncesinde Depresan’dan alıp aylarca gasp ettiğim sonra okumadan geri verdiğim Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı okudum. Nerden estiyse aklıma.

Vasconcelos’un Japon Sarayı ve Hayatın O Güzel Şarkısı’nı okudum.

Muz Sesler’ini sipariş ettim.

Ejder Kapanı’nı izledim. Filmi çok beğenmedim ama filmin bir sahnesinde fonda çalan Ahmed Aslan’ı duyunca heyecanlandım.

Bol bol Jehan Barbur dinledim.

Böyle geçti günler.

Perencim mimlemiş beni. Hakkımda 7 ilginç şey. Esasen düşününce hiçte ilginç bir halt yok kendimle ilgili ama ilginç olmasa da hakkımda 7 şey diyeyim ben;

1.Herhangi bir şeye bağlanmaktan ölesiye korkarım. Çok basit bir şey olsa dahi bağımlılık yapabilecek her şeyden ödüm kopar. Belki de bu yüzden hiç anne sütü emmemişim, emzik kullanmayı reddetmişim, dizi izleyemem, sigaraya sağlıktan ziyade bağımlık korkusu yüzünden mesafeliyim. Sevgi başlı başına bir bağımlılık değil mi? İşe geldiğim anda kızları özlüyor oluşum korkutuyor beni. Hayatımız biraz da bağımlılıklardan ibaret değil mi.





















2. Yerleşik yaşamdan çok korkardım/hala korkuyorum galiba. Evden ilk kaçma teşebbüsüm 4 yaşındayken olmuştu. 6 yaşında dünyayı gezmek için evden kaçtım. Çatıda birkaç saat oyalandım. Annem yokluğumu fark edince ne olacaktı onu bekledim. Sonra beklemekten sıkılıp dünya turumu 18 yaşına ertelemeye karar verdim. Ergenlikte annemle en ufak tartışmamızda çantamı alır evi terk ederdim. En fazla anneanneme kadar kaçardım. Birkaç gün sonra annemin ısrarı ile hep bir gün kaçacağımı düşünerek eve dönerdim. Kaybolmayı isterim sıklıkla. Yani işte kimsenin beni bulamayacağı bir şehre gitmek, bilmediğim sokaklarda yürümek. Ama işte Aşk’ta bir tutsaklık hali bırakmıyor insanı.







3. Kendimle çok savaşırım. Arıza olan yönlerimi törpülemeye çalışırım. O kadar törpülediğim halde hala arızayımdır. Törpülemeye çalıştığım kötü huylarım; paylaşmayı sevmem, kitaplarımı, evimi, filmlerimi, sevdiğim müzikleri… Misafir sevmem, yatılı misafir hiç sevmem, büyük aile severim ama kalabalıktan hoşlanmam, bir başkasının evinde, dışarıda, alışveriş merkezi herhangi bir yerde tuvalet-lavabo kullanamam. Kullanmak zorunda kaldığımda ise çok mutsuz olurum. Biri bana bir şey için ısrar ettiğinde o şeyi yapacaksam bile anında vazgeçerim. Hiç kimseye hiçbir şey için ısrar etmem. Dilencilere para vermem. Sürekli geçmişi hatırlarım. Olayları en detaylı haliyle hatırlarım. Ve bu durumdan hiç hoşlanmam. Annem dışında birinin pişirdiği yemeği asla ağzıma bile sürmem. –Bu yönüm biraz törpülendi-Her yerde aç kalmaya başlayınca aştım ama hala komşu yemeği fobim var. Kandil helvası, aşure vs. komşunun-çocukluğumun geçtiği apartmandakiler istisna- pişirdiği bir şeyi asla ağzıma sürmem. Buna rağmen yemek yapmayı hiç sevmem ve bu eylemi çok gereksiz bulurum. Asla kelimesini kullanmamalıyım deyip sürekli asla barındıran cümleler kurarım. Kendimle sürekli olarak çelişirim. Ama buna rağmen dengesiz değilimdir. –En azından ben öyle olduğumu düşünüyorum. 

4.Yanmaktan çok korkarım. Başıma gelebilecek herhangi bir fiziksel acı beni hiç korkutmaz. Ama bir yerim yanacak diye ödüm kopar. Bir de narkozdan çok korkarım. Bana bir şey yapacaklarsa canım çok yansa da kendimdeyken yapmalarını tercih ederim. Kendimde olmadığım bir an düşüncesi bile korkutur beni. Hayatımda ilk kez bu yaz narkozla tanıştım. Ve o kadar bilinçli kendime geldim ki. Nasıl şartladıysam kendimi. 

5.Bebek sevmem. Bir çocuk 2 yaşına gelinceye kadar onunla iletişimimin asgari olmasını isterim. Yeni doğmuş bebekleri bu kadar çok seven insanlara sürekli şaşırırım. Anne olma fikrini de sevmem ki bu konuya hiç girmeyeceğim.

6. Her şeyden çok ama çok çabuk sıkılırım. Sanırım istikrarsızım. Bu yüzden hiçbir şeyde  uzmanlaşmışlığım yoktur. Bu duruma sürekli hayıflanırım.

7. Yemek seçmem, çoğunluğun burun kıvırdığı  kokoreç, tantuni,işkembe,paça ve bunlar gibi ‘iğrenç’ şeylere bayılırım.İncir ve dut yiyemem.

Ayy ben bile sıkıldım kendimden. Ekstra hiçbir şeyim yokmuş bak hayıflanarak bunu öğrendim. Depresan, Kedi ve Meloş' u mimliyorum. 


Fotoğraf kardeşin objektifinden. Baharı özledim galiba şimdiden. 





3 yorum:

  1. Heidi'cim böyle "ortaya karışık" yazıları okumak çok keyifli oluyor, biliyor musun?
    Bızdığı merak ettim..bir şekilde haberdat et, üşüttü mü acaba tontik?
    Sekteye uğrattığın kitap okuma düzeninde bile bir sürü şey okumuşsun, fena mı?"Muz Sesleri" benim de dikkatimi çekiyor, senin fikrine göre hareket edicem ben, al dersen alırım:) Salinger'ı üniversite yıllarımda okumuştum, ne gizemli bir adamdır Salinger...
    Jehan Barbur...çok iyi, di mi?2009 da o kadar çok dinledim ki onu...Ejder Kapanı'nı ben de merak ediyorum...
    Mimi cevapladığın için ise çok teşekkür ederim:)Sen ekstra hiç bir şeyim yokmuş demişsin ama ben de daha ne olacak diyorum!!!Bir sürü yeni şey öğrendim senin hakkında...iyi ki yazdın...

    YanıtlaSil
  2. Ufaklığın derdi neymiş biliyor musun?-Yazıyı dün yazmıştım bugün yayınlayabildim gerçek bugün çıktı ortaya- Neyse bu şapşal, Sıdıka ile yemek yerken kendice yarış yaptığı için yediği her şeyi çiğnemeden yutuyormuş. Kusma durumu da sık yemekten ve çiğnememekten olmuş. Kuzunun dikkatini çekmişti, Sıdıka yemek yiyeceği zaman koşarak Sonya'nın da yemesi ama bu kadar abarttığını düşünmemiştik. İshal için bugün ilaç verecek doktor. O da yine maymun iştahlılıktan olabilir.

    Bugün kargoyu bekliyorum Muz Sesleri için. Kitap bitince yazarım ama sen yine de benim fikrime pek güvenme.:))

    Mimlediğin için ben teşekkür ederim. Uyuzluklarımı öğrenip arkana bakmadan kaçma.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Hah haaaa...çok güldüm..ben yerim o miniği...zavallım ya...bizde de Şekerde şöyle bir komiklik yaşanıyor; Gümüş o kadar edepsiz bir kız ki,hem kendi önünden hem Şeker'inkinden yiyor, Şeker de ona laf geçiremeyeceğini bildiği için direkt alıp mamasını kaçıyor bir yerlere:) İkisinin karakterleri o kadar farklı ki...büyük ihtimalle siz de çok keyif alacaksınız ne kadar farklı olduklarını, farklı alışkanlıklarını vs vs gözlemlemekten......
    Uyuz bir kız olduğunu biliyordum zaten!!!!
    Şaka bir yana, bence "uyuzluk" demeyelim bunlara...sen prensipleri ve köşeleri olan bir kızsın..bunun nesi kötü?:)))
    Sevgilerimle..seninle konuşmak çok keyifli..güzel bir akşam dilerim...

    YanıtlaSil