29 Ocak 2010 Cuma

Cuma Postası


Dün akşam rekora koşarak 2 film izledim, Muz Seslerine başladım, yemek yaptım, kızlarla oynaştım, kendimi tebrik ettim. 12 den sonrasını göremeyen bir külkedisi olarak geceyi biraz daha yaşamak istiyorum. Tabii tüm bu yaptıklarımı yine 12 den önce yaptım. Kabağa dönüşecekmişim gibi bir korkuyla ne yapıp edip 12 den önce uyuyorum. Ve buna sinir oluyorum. Sonra kış mevsiminde olur böyle deyip kendimi teselli ediyorum. Neyse ne diyordum; dün akşam Ayşe nin izleyin diye 2-3 hafta önce verdiği Mary and  Max’ ı izledim. Neden hemen aldığım gün izlememişim diye hayıflanarak. Ben de şimdi tanıdık-tanımadık herkese bu filmi izletmek istiyorum. İzleyiniz, izletiniz. Filmi bulamazsanız ben size göndereyim siz yeter ki izleyiniz. İki önceki yazıda belirttiğim üzere ısrar etmem, etmekten hoşlanmam ama bu filmi herkesin izlemesini istiyorum. Tabii her izleyende benim kadar sevsin istiyorum.



Mary and Max öncesinde kuzuyu beklerken Bornova Bornova’yı izledim. Onu tavsiye etmiyorum. Güzel film ama hayatın çirkinliklerinin bu kadar fazla bir gerçeklikle gözüme sokulmasını artık sevmiyorum. Esasen Mary and Max Bornova Bornova’ya kıyasla daha can yakıcı ama boşverin siz Mary and Max’i izleyin.

Şirkette bir arkadaş var. Facebooktaki kedi köpek video/fotolarının altına ‘ayyy bebişim ne tatlı’ ‘korkunç güzel yaa yerim onu’ yazan fakat benim balkonda ilgilendiğim birkaç kediyi sorun haline getiren insanlıktan muzdarip bir tip. Kendisi ile gayet seviyeli bir ilişkimiz olduğu için bu rahatsızlığını bana karşı dile getirmek yerine sürekli arkamdan konuşmayı tercih ediyor. Kedilerin kimseye bir zararı yok. Sabahları gazete kağıdının üzerinde onlara bir şeyler veriyorum. Onlar yiyip gittikten sonra gazete kağıdını hemen çöpe atıyorum. Havaların da soğuk olmasından dolayı kedilere büyük bir mukavva kutu ayarladık. Şirketten başka bir arkadaş-şirkette kalbi olan arkadaşlar da var- bir örtü buldu. Kediler şimdi o kutunun içinde. Ama bizim ki yine mızmızlanıyormuş. Kör şeytan git diyor kavga çıkar.  Ya da nedir senin sorunun arkadaşım öyle facebookta kedi köpek sevmekle olmuyor bu işler de. Ne bileyim. Bir de tabii dip not: Bu arkadaş hem yapay sarışın hem patronun yeğeni.

Neyse her şeye rağmen bugün güzel bir gün. Yağmur yağıyor. Evdeki kediler rahat. Balkondaki kediler rahat. Bugün et yemeği vardı şirkette. Benim-şirkette et yemem- ve et yemeyen 4 arkadaşın porsiyonunu arakladım kediler için, bir güzel mırlayarak indirdiler mideye. Akşam kuzu ile buraya kaçacağız. Faydalı olur umuduyla bir şeyler dinleyeceğiz.  Böyle işte benden bu kadar blog.

4 yorum:

  1. Heidi, çok merak ettim Mary and Max'i...tabi ki izleyeceğim...Bornova Bornova hakkında da özellikle Altyazı'da güzel şeyler okuyunca heveslenmiştim..hımmm diyorum şimdi senin yorumundan sonra...
    Sevgisiz k..ı diye bağırmak istedim patronun yeğenine...
    Sunum keyifli geçmiştir umarım, yeni bir yerler tanıştırdın beni...
    Sevgilerimle....

    YanıtlaSil
  2. ben şifreledim bloğumu okumak istersen davetiye göndermeliyim.
    mercanbostancioglu@gmail.com

    YanıtlaSil
  3. Perencim;

    Şiddetle ve ısrarla tavsiye ediyorum. Bu hafta 2 kez daha izledim Mary and Max'ı.Bornova Bornova kötü değil ama bana sert geldi.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  4. Funda;

    Bir olumsuzluk mu oldu da şifreledin bloğu?

    YanıtlaSil