Bugün kendime Ece Arar’ın kitabını sipariş edeceğim. 40 bahanenin içinden belki kendime bir bahane bulurum umuduyla. Benim bahaneye ihtiyacım yok mecburiyetim var kimsenin başına gelmeyen abuk subuk sağlık sorunlarım var. Ama belki bu kitapla kendime bir bahane bulursam mecburiyet –ki gayet çirkin geliyor kulağa- fikrini isteğe çeviririm. Yarın öbür gün çocuğum olsa ve benim bloğumu okusa annem beni istememiş diye depresyona girsin bana gıcık olsun istemem.
Korkma Ben Varım Cumartesi günü bitti. Sonlara doğru eğlenceliydi. Bakalım kızlarla h.sonu kritik edeceğiz onlar nasıl bulmuşlar. Kazanan Yalnızdır’la flört ediyoruz. Şöyle bir göz gezdirdim başlasam mı diye. Kararsızım.
Sinemaya gidemedik. Evde yatılı misafirlerimiz var. Onları da gittiğimiz her yere sürüklemek istemiyoruz. Evde yalnız bırakıp sinemaya gitsek ayıp olur diyoruz. Erteliyoruz şimdilik. Ben zaten üşüme sezonumu açtım. Sıdıka’yı da koynuma alıp bahara kadar battaniye altında yatasım var.
Kapalıçarşı diye bir dizi var. Aaa yok sadece duydum dizi izlemiyorum filan değil. Evde televizyon olsa oturur gayet güzel tüm dizileri izlerim. Ama zaten bu sebeple televizyon almadık. Dizilere ayıracağımız vakti birbirimize, kendimize ayırıyoruz. Ben yine de Bu Kalp Seni Unutur mu yu netten takip ediyorum. O ayrı bir yazı konusu. Neyse işte Kapalıçarşı dizisinin dün yayınlanan bölümünde Olgun Şimşek bir türkü söylemiş çokta güzel söylemiş. Sabahtan beri dönüp dönüp dinliyorum. En vurucu kısmı;
Bak içime gör beni
Tut elimden yak beni
İstemezsen bu aşkı
Otur baştan yaz beni
onu alana kadar edgar allen poe'nun bütün hikayeleri % 50 indirimde:)
YanıtlaSilcogito çocuklarmış... indigo çocuklar, yitik kuşak, net kuşağı bilmem ne... çocuk çocuktur işte, senin olunca cogito oluyor, sokakta mendil satınca tu kaka... yanlış anlama heidi sana değil bu satırlar ama çocuk üzerinden yapılan bu satış midemi bulandırıyor...
ece arar'ın 40 bahanesine karşı 400 tane gerçek neden sıralarım onun kitabı yazdığından kısa sürede ama oturur ağlar, gerek yok...
cogito ergo sum!
Çocuk konusu benim için de tam bir muamma..sahip olmak değil olmamak için en az 40 bahanem var mesela...sen bambaşka bir süreçtesin elbette..umarım hem fiziken hem ruhen en sağlıklı şekilde geçirirsin bu süreci ve zihnin en kısa zamanda netleşir...
YanıtlaSilBenim elimde "Sevgili Arsız Ölüm" sallanıyor, aslında öyle değişik ve keyifli bir kitap ki, böyle Marquez misali büyülü gerçekçilik tadında, ama işte ben de akşamları bir battaniyenin altına kıvrılıyorum elime kitabı alıp ama hemen ardından okumak yerine uykuya dalıveriyorum...uyku ne menem bir şeydir!
Televizyonunuzun olmamasına tek kelimeyle ba-yıl-dım...
Sevgilerimle Heidi...
Edgar Allan Poe'nin Bütün Hikayeleri'ni adadığı* gruba dahil olmayı dileyerek aslında bu tarz şeylerin kitaplardan öğrenilemeyeceğini yaşamakla hissetmekle, dokunmakla, olacağını elbet biliyorum. Ama insan denilen bu varlık bazen çaresiz kalıveriyor. Bir yola bir söze ihtiyaç duyuyor. 40 Bahanede onca sözden biri olabilir.
YanıtlaSil*Bu kitabı, düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum.
Perencim;
YanıtlaSilEn son okuduğum kitapta bir alıntı vardı; İntiharı hariç tutarsak hayatta en ciddi karar çocuk sahibi olmaktır. Thomas Szasz
Durum bu kadar vahim yani :) Zamana ihtiyacımız var belki de. Bilemiyorum.
Bende farklı değilim uyku konusunda. Buzhane gibi bir evimiz var. Battaniyenin altına kıvrılınca Sıdıka'da yanıma gelip mayışınca kitap elimden düşüyor ve ben uykuya teslim oluyorum.
Darısı başınıza diyorum. Tüm evler televizyonsuz olsun.
Sevgiler.