25 Kasım 2009 Çarşamba

Mommo Kız Kardeşim




Bir gün yolda yürüyordum, bir şarkı duydum, kalbim acıdı.*


Atalay Taşdiken taş kesen kalbimiz belki yumuşar diye mi yazıp-yönetmiş. Erkan Oğur’ da olur da o taştan kalp yumuşarsa iyiden iyiye birde sızlasın diye mi yapmış müziklerini. Görüntüleri akıp giden, diyalogları çok samimi, müzikleri muhteşem bir filmdi.

İzlerken Kemalettin Tuğçu’yu hatırlatsa da yaşanan trajedi çok fazla sömürülmeden anlatıldığı için belki de bu kadar sarsıcıydı. Bir çocuğun en güvenli sığınağı ailesi değil midir? Anneleri ölmüş, babaları onları terk etmiş iki kardeşin hikâyesi. Ahmet ile Ayşe. Sert mizaçlı ama torunlarına karşı şefkatli dede, artık çocuklarından vazgeçmiş kayıtsız bir baba, sadece kendi çocuğuna sevgi verebilen hoyrat üvey anne, acımasız mahalle çocukları, çocuklarla arkadaş olmayı başarabilen mahalle bakkalı,-bir akrabalık durumu vardı ama anlamadım- uzakta olsa da çocukları yanına alabilmek için çırpınan bir teyze. Tüm bunların içinde aslında birbirlerinden başka kimsesi olmayan 2 kardeş. Seksek oyunları, mahalle kahvesi, sokak aralarındaki kadınların dedikoduları, köye gelen mektuplar, dedenin ağzından mektup yazmak, bir bisiklete sahip olabilmenin mutluluğu. Ama en çokta çaresizlik dönüp dolaşıp insanı sarmalayan o çaresizlik. Dedenin 2 yıl daha yaşamayacağı düşüncesiyle hareket etmesi. Ve o iç sızlatan ağlatan final sahnesi. En çok üzen  filmin gerçek bir olaydan yola çıkılarak çekildiğini bilmekti.

Bir tarafta her dediği yapılan bin çeşit oyuncağı olan ama onlarla oynamayıp bin birinci oyuncağı isteyen kapris küpü ilgi budalası çocuklar. Tabii bu çocukların suçu değil. Diğer tarafta saçının okşanmasına hasret çocuklar.

Geçen gün Levent’te gittim bankaya. İşyerim  yakın olmasına karşın plaza fobisi olan bir insan olarak çok korkuyorum oraya gitmekten. Neyse bankada işim  tam öğle yemeği saati başlarken bitti. Dönüyorum şirkete. Plaza insanları da yemeğe gidiyorlar. Tam o sırada ışıkta bekliyorum. Plaza insanları arasında bir kadın da karşıdan karşıya geçiyor. Kucağında kirden yüzü görülmeyen bir çocuk. Çocuğun ağzındaki emzik yere düştü. Kadın eğildi emziği aldı ve tekrar çocuğun ağzına verdi ve muhtemelen dilenmek için caddenin bir köşesine oturdu. Hijyen delisi, çocuğunu cam fanusa koymak isteyen anneler. Çocuğun sağlığını düşünmeyen anneler. İlgiden sıkılmış çocuklar, ilgi yoksunu çocuklar. Dünya dönüyor işte tüm bunlara rağmen, dönüyor dönüyor.

bir değil miyiz ki
herkes şanslı doğmuyor
doğmuyor niye*


Umay ve Kazım Koyuncu düeti.
Özlem Tekin

7 yorum:

  1. Bu film benim gözümden kaçmış, nerde gördün?

    Çocuk sahibi olmamak için bahanelerimden biri bu işte...proje çocuklar ve annelerinden nefret ediyorum...şanslı doğmayan,aç, yaşamak için çalışmak zorunda olan, mutsuz milyonlarca çocuk için de sonsuzca üzülüyorum...sonra ben nasıl bir anne olurum...sorular,verilemeyen cevaplar,kafa karışıklığı, bir yığın endişe...En güzelini yine sen yazmışsın; "dünya dönüyor işte tüm bunlara rağmen, dönüyor, dönüyor....."

    YanıtlaSil
  2. filmi ben de seyrettim ama sanki biraz yarım kalmış. tam olayların dügüm noktasında film bitiyor. sanırım bir yerlerde okumustum yönetmen, olacak olayların olanlardan daha ilginç oldugunu söylemiş. film yaşanmış bir öyküden kurgulanmış. hatta yanlış hatırlamıyorsam filmin esin kaynagı olan iki kardeş galaya da gelmiş. Bilmiyorum belki yönetmenimizin kafasında bir devam filmi vardır, umarım vardır.

    ben filmi seyrederken babadan nefret ettim gerçekten nefret ettim, o küçük kızın gözlerinde büyüyen baba özlemini gördükçe daha çok kızdım babaya. onun da bir dramı var muhakkak ama dram yanlışı/acıyı degiştirmiyor ki..
    biraz uzun yazdım galiba. bloga yazmak yerine buraya yazdım iyi ki de yazdım. neyse böyle işte..

    kalbimiz acıdı evet.

    YanıtlaSil
  3. Perencim,

    Geçen Nisan ayında girmişti vizyona. O zaman gitmek kısmet olmamıştı. Kardeşimde DVD'si vardı. Ondan izledim.

    Aynı gel-gitler benim kafamı da işgal etmiş durumdalar. Biraz zaman diyorum biraz da umut. Tüm sorularımız cevaplanmaz,tüm endişelerimiz kaybolmaz ama yaşadıkça göreceğiz,öğreneceğiz.

    YanıtlaSil
  4. Depresanım;

    Ben de bir devam filmi talep etmekteyim. Arabadaki o gudubet aile Ayşe'ye ne yaptı kaldırabilir miyim bilmiyorum ama yine de devam filmi çekilsin istiyorum.

    Babayı film boyunca dövmek istedim ben. Ve hep mırıldandım; Babamız bizi sevmedi sevmedi...

    YanıtlaSil
  5. Sayende filmi izledim ... neler yaşattığını yakında yazacağım ... içimde güzel bir hikayeye dokundu ... teşekkürler

    YanıtlaSil
  6. Gri Kent Sakini;

    Güzel bir şeylere kıyısından da olsa sebep olduysam ne mutlu bana. Yazını bekliyorum merakla.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  7. sıcacık arabasının içinde kendi çocuğuna agucuk gugucuk yaparken, kırmızı ışıkta camı silmeye çalışan, mendil satan, yalınayak başı kabak, sümüklerinden çok önce ümidi akmış çocuklara çekil lan, istemez, yürü lan, bas git, kırarım ayaklarını çeken bütün sahtekar anne babalara gelsin...

    bütün dünya üstünde sadece bir çocuk var, emin olun o da sizinki değil!

    YanıtlaSil