9 Kasım 2009 Pazartesi

Belki alışman lazım


Biraz alıntı biraz şarkı ile bugün susma hakkımı kullanıyorum.


"Kendi kendinize sorun: Büyük olmayan yalnızlık, yalnızlık mıdır? Ancak bir tek yalnızlık vardır, o da büyüktür ve katlanılması güçtür. Öyle bir an gelir ki, insan yalnızlığını kolayca elde edilen herhangi bir beraberlikle değişmek ister. Hiç uymadığı halde uyar gibi görünüp yanındaki herhangi biriyle, hatta en düzeysiz biriyle bile birlikte olmayı düşünür. Ama yalnızlığın büyüdüğü anlar, belki bu anlardır. Onların büyümesi, erkek çocukların büyümesi gibi acılar içinde olur; ilkyazın başlangıcı gibi de üzücüdür. Yalnız bu sizi şaşırtmamalı. İçe dönmek ve kendinle baş başa kalmak... İnsan buna alışabilmeli."
(Rainer Maria Rilke/Genç Şaire Mektuplar)



Orada bir kadın var
Kadının içi dapdar
Beyni başı patlar
Kendinden geçer...
Onu bunu bilmez
Görmeden inanmaz
Kendinden geçer...

Yeter... yeter...

Yalnız mı kaldın?
Bir tek sen mi varsın?
Yalnız mı kaldın?
Belki alışman lazım yalnızlığa
Belki katlanman lazım...


Fotoğrafı 2 yıl önce netten almıştım. Özlem isminde biri çekmişti.

6 yorum:

  1. yalnızlık insanın kendisinden bile büyük... seçim olduğunda dışarı doğru büyüyen, mecburiyet olduğunda içeri doğru büyüyen bir çığ... yalnızlık paylaşılmaz var bir de, sanırım en doğrusu bu, paylaşıldığı anda yok olur, paylaştığın anda yalnızlık olmaz... o yüzden rilke de biraz kolpacı...

    fernando pessoa yı öneririm, yalnızlığın gerçekten nasıl bir şey olduğunu anlamanız için... huzursuzluğun kitabı (ki öldükten sonra yayınlanmıştır)

    YanıtlaSil
  2. 'Hissetmek ne büyük bir ağırlık hissetmek zorunda olmak ne büyük bir ağırlık'

    En büyük yalnızlığın kendi yalnızlığım olduğunu düşündüdüğüm zamanlarda okumuştum Huzursuzluğun Kitabını. Ehhh 2 yıldan bu yana çok bir şey değişmemiş gibi :) Hala aynı şeyleri hissediyorsam. Şaka bir yana yeniden okumalı Pessoa'yı.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. ahahah, yalnızlık yarışı güzeldir:) valla ben o kadar yalnız olduğumu iddia edemeyeceğim, yaşla gelen korku mu yoksa en büyük yalancı kendine söyleyendir felsefesinin ağır basması mı bilmiyorum:) pessoa yı da bitiremedim zaten, hala arasında kendini arayan adam ayracı duruyor sehpanın üstünde... ferit edgü varken pessoa biraz geride kalıyor...

    o zaman ben size tuna kiremitçi'yi önereyim, bu işte bir yalnızlık var'ı siz de benim yorumları kapatın, bir de ciddiye alıyoruz adamı yorumlarını okuyoruz tuna kiremitçi diyor ya diye cık cıklanın (seviyorsanız o da ayrı bir felaket ve ironinin ironisi olur ki o zaman da ben yorum yapmayı bırakmak zorunda kalırım:)

    en iyisi bu sefer siz önerin kendi seçkinizden, kitap alasım var evde hüzünle bekleyenlere rağmen...

    YanıtlaSil
  4. Şuracıkta bir şeyler paylaşabiliyorsak bile yalnız değilizdir diye düşünüyorum. Bakmayın siz benim arabesk ruhumun söylemlerine.

    :)) Benim sevdiğim bir Tuna Kiremitçi vardı. Beste yapıp şarkılar mırıldanan. İlk gençliğimde benim de eşlik ettiğim; Ve bir çağ gerek bize ve bir çağ bundan özgür...Kumdan Kaleler yıkılınca Tuna'da altında kaldı benim için. Diğer kimliklerini dikkate almaıyorum. Bir nostalji olarak arada bir dinlediğimdir kendisi.

    Kitap tavsiye etmekten fena halde korkuyorum. ben paylaşayım okuduklarımı sizin ilginizi çeken olursa tavsiye niteliğinde dikkate alın.

    YanıtlaSil
  5. aslında aynen sizin söylediğiniz gibi düşünüyorum kitap tavsiyeleri konusunda... paylaşarak ilerleniyor, bir yerde bir ipucu yakalıyor insan... bunu seven bunu da sevdi basit gibi dursa da bazen çok güzel oluyor...

    şimdi sanırım ikimiz de tezer özlü yü okuduk... sonra masanın üstünde murakami yi görünce gönül rahatlığıyla imkansızın şarkısını tavsiye ettim... ben uzun süredir bu kadar yalın kelimelerin bu kadar çok şey anlattığı kitap görmedim...

    külliyatlar var sonra, benim tarafımda herman hesse, vedat türkali, tezer özlü, hakan günday (edebiyatını sevmem ama okunuyor işte bir şekilde), buket uzuner (hiç sevmediğim halde tarzını da kitaplarını da hepsini olmasa da bir sürü kitabını okumamı ablamın danielle steel özentisi kütüphanesine borçluyum:), chuck palahniuk ve klasikler (ille de rus olsun, isterse sibiryadan olsun:) var...

    bunların çoğunu okuduğunuzu tahmin ediyorum zaten tavsiye edilecek bir şey yok aralarında ama illa tavsiye vereceksem okumamış olma ihtimalinize karşı deniz kıyısında koşan ala köpek-cengiz aytmatov (hikayeler) diyebilirim... aynı isimli son hikaye umutsuzluk üstüne hayatımda okuduğum en güzel hikaye, bıraktığı duygu biraz ağır ama bunu da önden minik bir uyarı olarak ekleyeyim:)

    YanıtlaSil
  6. Tahminler ve tavsiyeler gayet isabetli. Ben de Buket Uzuner'in 3 kitabını bir abla kütüphanesini sömürürken okumuştum.Cengiz Aytmatov ile tüm temasımız bir arkadaşın masasında görüp sayfalarını çevirmekten ibaret. Bundan sonra okunacak kitaplar listeme alıyorum.

    YanıtlaSil