Salı günü bu hafta için başıma gelebilecek felaketler zinciri limitim dolmuştur diye düşünürken heyy dostum daha yeni başlıyoruz demişler kulağıma ama ben duymamışım. Salı akşamı o çok sevdiğim gözüm gibi baktığım saati saatine hesapladığım yıllık izinlerimden 3 gün isteyerek izne ayrıldım. Çarşamba sabahı aldık Sıdıka’yı Ayşe’nin veterinerinin yolunu tuttuk. Yeniden röntgen çekimi ve Cuma günü için ameliyat tarihine karar verdik. Annemi hastaneye götürmek için 2 saat vaktim vardı. Sıdıka’ya da bize de değişiklik olur diye Üsküdar’daki koruya gittik. Sıdıka Hanım sakince güneşlendi biz de güneşin ve denizin tadını çıkardık. Karşı masamıza Lale Abla ve arkadaşları geldiler. Ben tabii ezikcan olduğumdan gidip selam veremedim. Sonrasında annemle düştük hastane yollarına. SSK hastanesinin röntgen cihazının göremediği babalar gibi büyüklükteki taşı görebilmemiz için illa özel bir hastaneye gitmemiz gerekiyormuş. Ultrasonla böbreklere bakılırken rahimde bir şeyler görüldü. Kanser öncüsü bir tümör tespit edildi. Annemden iki ayrı parça alındı. Patoloji sonuçlarını beklemedeyiz.Annemin tümör vakaları hep tesadüfen teşhis edilecek herhalde. Elindeki basit bir beze için doktora gittiğinde kolunda bir tümör farkedilmiş ve acil ameliyata alınmıştı. Vardır her işte bir hayır. Kötü huylu bir tümör ise rahim alınıyormuş. Annem gibi doğurganlığını rafa kaldırmış kadınlar için çok korkutucu bir şey değildir galiba.Annemle hastaneden eve gelirken arabaya bir şeyler oldu. Debriyaj fren toplu halde kafayı yediler. Önümdeki arabaya çarpmaktan kıl payı kurtulup 500 metre gitmiştimki arkadaki araç bize çarptı. Neyse ki ciddi bir şey yok deyip yola devam ederken araba tamamen durdu. Hem de askeriyenin önünde. Askerler deli gibi bağırıp bağyaann aracı oradan çekin diye bağırmaya başladılar. En son annemin sinirlenme Heidii sesleri arasında dışarı fırlayıp sonu ulan diye biten cümlecikler kurduğumu hatırlıyorum. Oysaki kibar bir insanımdır gerçekten. Askerlerin benden böyle bir tepki beklemedikleri için yüzlerindeki şaşkınlık ve şimdi ne dememiz gerekiyor ifadesi çok komikti.
İlk kez nasıl çekici çağırabileceğini de öğrenmiş olduk. Ve kesinlikle çekici ambulanstan daha hızlı gelen bir şey. Neyse ayy şu sıra koca karı gibi oldum ne çok düştü çenem. Sıdıkacık Cuma sabahı 9,30 da girdi ameliyata. Narkoz yerine gaz anestezi uygulandı. Ben o ameliyata girinceye kadar zırladım durdum. 1,5 saat sürdü ameliyat, geldiğinde beklediğimiz üzere çok huysuztu. Narkoz verilmediği için o ayılma sürecini yaşamadık ama ayağındaki bandajdan ötürürü sürekli debelendi durdu. Meraklı Sonya’dan koruyarak yatırdık yerine ama tüm gün huysuzlandı. Akşam artık yorgun düşüp uyudu. Hala bize küs hala bir şey yemiyor ama çok şükür artık sakin. Sonyacığı dün akşam anneme götürdük. Pek sevgili kız kardeşim h.sonu boyunca ilgilenecek. Dün akşam Sonya’yı bıraktıktan sonra koştura koştura ultrasona gittik. Ee malum 20. hafta bitiyor detaylı ultrason şeysi için. Garip bir şey yaa. Elleri ayakları olan bir şey var içimde. Hem de kocaman elleri var. Her şey yolunda gözüküyor.
Kızlarla yarın Çarklar Arasında’yı konuşmak için toplanacaktık ama maalesef yine benim yüzümden iptal. Kuzu tüm gün mesaide ve ben Sıdıka ile takılacağım. O benimle takılmasa da. Bu ayın okunacak kitabını ben seçeceğim ama henüz karar veremedim. Bana şimdilik müsaade 2 gece üst üste yarım bırakıp uyuduğum Coco Chanel’i izleyeceğim. Bu arada Sunshine Cleaning'i izledim. Şiddetle olmasa da tavsiye ederim. Bloğu ağlama duvarına çevirmediğim güzel günlerde görüşmek üzere.
Bu ara bu blog denen meret güzel bir şeymiş. Yüzünü hiç görmediğiniz insanların size yüreklerini açmaları desteklerini yanınızda hissetmeniz anlatılmaz yaşanır bir şeymiş. Ben yaşadım.
geçmiş olsun anneye. umarım geçer tüm sıkıntılar en kısa zamanda
YanıtlaSilgeçmiş olsun blog konusuna gelince güzledir güzelll
YanıtlaSilheidim, ameliytın nasıl geçtiğini ve anneni merak ediyordum, yazmasaydın elimde sıdıka'nın fotosu kapı kapı sizleri arayacaktım bak, beni bundan kurtardığın için sağolasın... bunlar bir öncekine göre bence daha iyi haberler. kara bulutlar gitmiş de şaşkınlığı üzerinden atmış, geride bıraktığı dağınıklığı toplamaya çalışıyor gibisin... en azından buna ve sıdıka ya sevindim. annenle ilgili güzel haberleri bekliyoruz biz ailecek ona göre...
YanıtlaSilCanım kuzum o yüzden aradığımda sesin o kadar kırılgandı ve beni kitap okuyorum mayıştım bahaneleriyle geçiştirdin.. Aşkolsun sana bazen neden bu kadar ketum olduğunu düşünüp kızıyorum sana. Sevgili annen benimde manevi annemdir biliyorsun bana yapılabilecek en güzel anneliği yaptı ve en zor günümde yanımda oldu.. Benim anneciğiminde rahmini aldılar biliyorsun ama umarım annen için herşey daha olumlu olsun ve sonuçlar temiz çıksın.. Kal sağlıcakla...
YanıtlaSilAnneciğine ve Sıdıka ya geçmiş olsun. Umarım sıkıntılarını toptan atma günüdür ve bitniştir o gün...
YanıtlaSilHala yanımıza neden gelmediğinin ve tanışamamış olmamızın burukluğunu yaşıyorum. Cumartesi günü Pren ve Zeya ile de konuştuk hatta...
Çoktandır Herman Hess okumadığımı hatırladım. En son Demian'ı okudum sanırım.
Sevgiler ve bir gün görüşmek dileğimle...
Fundacım, Kasux;
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
Cellom,
Gidiyor kara bulutlar sayende desteğinle söylediklerinle.
Sekerimfarem,
Kızma bana. Anne adaylarına öyle her şey söylenmez tamam mı. Hem aradığında gerçekten kitap okuyordum. :)
Lale Abla;
Dedim ya gerçekten eziğimdir. Öyle çok girişken değilim galiba. Bir daha ki sefere inşallah. Önümüz bahar yolumuz sıkca düşer Üsküdar'a.
Sevgiler.
merhaba,
YanıtlaSilsans eseri bloguna rastladim internet'te gezinirken. öncelikle gecmis olsun - tanismiyor olsak da. bir de bir seyi merak ettim: "taksim'de kuzu'yu beklerken" yazmissin, bir arkadasina verdigin isim mi kuzu, yoksa (en azindan eskiden) herkesi kuzu olarak cagirdigi kuzu mu? eger öyleyse ortak bir tanidigimiz var demektir...
Merhaba;
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
Merak ettim şimdi kuzu diye çağırılan biri mi varmış. Kimmiş. Ben eşime hep kuzu,kuzum derim.Ama benden başka kimse demez. Sanırım sizin kuzu başka kuzu. :)
Sevgiler.
evet,
YanıtlaSilbenim kuzu baska kuzuymus demek ki, tabii eger sen kuzu'yla evlenmediysen... :)
kuzu taksim civarında oturan, cok sevdigim, ama uzun süredir göremedigim bir arkadasimdi. neyse, en azindan onu anmis oldum...
Geçmişler olsun, umarım herkes iyidir şimdi.
YanıtlaSilTanımak için görmeye, sevmek için kim olduğunu bilmeye gerek var mı ki? Yazdıkları anlatır insanı zaten, kocaman yüreklerle dolu bloglar var ve sizinki de onlardan biri.