Şakacı bir güneş var dışarıda. Yüzünü bir gösterip sonra da bulutların arkasına saklanan.
İşle ilgili bir işlem için iş arkadaşı ile bankaya gitmek işini halletmek ama arkadaşın işinin uzaması ve o arada 5 dk’lığına bile olsa Alkım’a uğramak kitap ve Penguen almak ne keyifli bir şeymiş. Hafta içi kendime ait bir gündüzüm olmasını isterdim
Köprüdekiler’in fragmanını izledim merak ettim. Bu Cuma giriyormuş vizyona.
Perşembe akşamı kızlarla buluşup Çarklar Arasında yı konuştuk. Onlar konuşurken ben sürekli yemek yedim. Onların porsiyonlarını da ben yedim. Son 10 gündür içime bir fil girdi. Mahir’in yanına oturuverdi galiba. Doyuramıyorum bir türlü kendilerini.
Bu ayın kitabını ben seçtim. Biraz bencillikle seçtim. Çünkü kitabı zaten almış ve okumaya başlamıştım. Ehh hiç kafa yormayayım hazır elimde kitap var fena da değil kızlar da okusunlar deyip budur dedim. İlk öykü ile sarsıldım. Devamı geldi. Şiddeti artmadı belki ama her öykü çok gerçek ve her gerçek gibi can yakıcıydı.
Kaan Sezyum’un yazısını okudum. 3-4 kez okudum. Her okuyuşumda daha çok canım yandı. Yaşarken ölümle barışamıyor insan.
İsmi Mahir memleketi Tunceli olduğu için sınavı kazanamadığını söyleyen bir çocuğun haberini okudum. Ehh gayet haklı da buldum.
Herkes isim konusunu ideolojik kaygılardan dolayı yeniden gözden geçirmemizi istedi. Ben de gıcıklık olsun diye Mahir’e ön isim olarak bir ilave düşündüm. Daha 20 yaşında iken vefat eden amcamın ismini mi ilave etsek diyorum. İsim mi: Nazım.
Çocuk doğunca kendimize yaşanacak yeni bir ülke bulmamız gerekecek.Neyse Nazım kısmında ciddi değilim isim güzel tabii de tek isim iyi gibi.
Babasının bir yıl önce aldığı 250.000 euro tutarındaki arabayı değiştirmek isteyen bir çocuk tanıdım. Henüz 19’unda. Sonra annemlerin oturduğu apartmanın dış cephesini boyayan işçi çocuklara kek yaptım. Annem ikram ederken çocuklara baktım. En fazla 20 yaşındalardı. O yüksek iskelenin tepesinde bir oraya bir buraya gidip geliyorlar. Annemin yüreği ağzında. Yorgun görünüyorlardı ama gözleri gülüyordu. Sonra bizim apartmanın merdivenlerini silmek için işe yeni başlayan kızla karşılaştım. Ben selam verip siz yeni başladınız galiba deyince çalışmasına mazeret arar gibi utangaç; eşim askere gittide benim çalışmam gerekiyor dedi. Kocaman kara gözleri mahzun bir yüzü vardı. En fazla 22 yaşındaydı. Düşündüm işte bir sürü şey. O kızı, kendimi, arabasını beğenmeyen çocuğu, iskeledeki işçileri… Hepimizi herkesi düşündüm. Tüm bu olanları düşündüm. Bir yere varamadım. Başladığım yere döndüm.
Annemin o kocaman taşının düşmeyeceğine karar veren doktor taş kırma merkezine yönlendirdi bizi. 2 seans sonrası annemin taşının büyük bir kısmı kumlar halinde döküldü. Son seans kaldı. Patoloji sonuçlarımız tertemiz olarak geldi. Korkulacak bir şey yok.
Sıdıka’nın dikişleri çıktı. Ama Sıdıka depresyondan çıkamadı. 24 saat boyunca ya uyuyor ya da yatıyor. Yürümüyor yemek yemiyor. Bu garip halleri beni korkutuyor.
Hayko Cepkin ve Feridun’un son albümlerini dinlemekteyim. İkisini aynı listeye eklemek komik oluyor. Hayko bir hayli sert.
Böyle geçiyor günler. Umut baharla birlikte yeşeriyor. Her şeyin bir gün daha iyi olacağına dair inancımızı sağlam tutmaya çalışarak yaşamaya devam.
Kitaptan birkaç not aktarıp dönerim işimin başına.
Senin için ailen kadar, kendi odan kadar, kendi geçmişin kadar tehlikeli bir şey yoktur.-Dünya Nimetleri, Andre Gide.
Ne de olsa koca ömrün ve delirmenin –ki herkese nasip olmaz- bir ödülü olmalı.
Yarım kalan, yaşanmasına izin verilmeyen iyi kötü ne varsa her şey için kızdım.
Ne çok şikâyet ediyor bu kadınlar. Ne çok şeyi hatırlıyorlar, bir de şikâyet ediyorlar. Oysa ne gereği var tüm bunların?
Susuyoruz uzun uzun. Tanrım ne güzel şeydir susmak karşılıklı.
Fotoğraflar Bozcaada'dan. Şu sıra en çok olunmak istenen mekanlardan.
Şimdi aklıma geldi de bu gece rüyamda 10 kedimiz 2 tane de yavru köpeğimiz vardı. Hamile kadınsın git bebek çocuk filan gör rüyanda. Enteresan olan tüm kedi ve köpekler aynı gün eve geliyordu. Ben iş dönüşü 2 kedi görüyorum yolda onları alıyorum, sonra gelirken kuzu görüyor, kardeş görüyor, arkadaş görüyor. Sokakta kedi gören herkes bize getiriyor. Köpekleri de bir arkadaş getiriyor. Ne yapacağız diye kara kara düşünürken uyandım. Ama onca kedinin bir arada olması süperdi.
'Susuyoruz uzun uzun. Tanrım ne güzel şeydir susmak karşılıklı.'
YanıtlaSilBu cümlenin muhteviyatı iki yıldır kafamın içinde dönüp duruyordu.
Karşılıklı susabilmek ne büyük zenginlik..
Bir de çocuklar isimlerini seçemiyorlar, bari alternatifleri olsun. İkinci isime benden destek var.
sezyum'da dağıldım, toparlanayım diğerleri için de bişeyler karalamak isterim.
YanıtlaSiluzun susunca sanki süzüyoruz zamanın tüm kötülüklerini , saf durumuna ulaşıyoruz her duygunun , yazını bi nefeste okumayı beceremeyenlerdenim , bozcaada resimleri saplandı içimdeki tatile hevesli yanıma , sezyum un sözleri ifadeleri bi yumruk kaldı boğazımda , rüyan hayır olsun 10 kedin olsun ama rüyanda olsun :),sağlık olsun huzur olsun daha çok herşey daha daha iyi olsun ...
YanıtlaSilHeidicim, öyle dopdolu bir yazı olmuş ki bu, gündüz ofiste hızlıca okudum, şimdi sakin sakin yine okudum..ahh ahhh...
YanıtlaSilHerşeyden önce annene çok çok sevindim..harika bir haber bu..
Murat Menteş'i senin sayenden tanıdım, okumak istiyorum çok..Köprüdekiler'i görmeyi ben de çok istiyorum, görecek o kadar çok şey birikti ki, kendimi bir sinema salonuna kapatmak ve 2-3 gün hiç çıkmamak istiyorum...
Sıdıka'nın bu halleri ne kadar daha sürecek, insan endişeleniyor gerçekten, veterineri normal olduğunu söylüyor mu?İlk fotoğraftaki kedi güzelinin hali nedir ya, o nasıl göz, o nasıl bakış?!!!
"Mahir" konusundaki fikrimi söylemiştim,bence özel bir isim, kişilikli bir isim..çok merak ediyorum sonuç ne olacak?:)
Kaan Sezyum'un yazısını gündüz seni ilk okuduğumda okudum ve masamda 2 damla gözyaşımı gizlemek için şekilden şekile girdim..ölüm, kayıp, yas, yalnızlık, özlem..bir sürü şey hissettirdi...
İşçi çocuklarla temizlikçi kızın yer aldığı paragraf..bana çok benziyorsun...sana çok benziyorum...ben de dalıp dalıp giderim böyle şeylere..içlenirim...onların dertlerini yüklenirim..onlar olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışırım...nefesim kesilir...
Hayko Cepkin dinlemedim hiç, dinleyeyim mi? Sen dinle dersen dinleyeceğim:)
Rüyaya ise ba-yıl-dım...
Bu arada heididaglardada bir mailin var:)
Öpücükler...